Kars’ın Sarıkamış ilçesinden İstanbul’a uzanan, küçük yaşlardan itibaren yazmaya meraklı bir çocuğun kırk üç yıllık hikâyesinin meyvesi, ‘Annem, Zeytin ve Çay’…
Fernández, “Bilinmeyen Boyut”ta Şili tarihinin acı yıllarını kapsayan bir büyüme hikâyesini anlatıyor. Yirmi yıla yakın süren bu dönemde, çocuk olanların erginleşip yaşananların farkına varışının ve Şili’nin itildiği derin karanlıkla karşılaşmanın…
Ágota Kristof, memleketi Macaristan’dan İsviçre’ye gitmek durumunda kalmasıyla mücadele günleriyle buluşturuyor bizi. ‘Okumaz Yazmaz’, Kristof’un bir meydan okumaya nasıl giriştiğini; rastlantıların ve koşulların bunu kendisine nasıl dayattığını, seçmediği bir dille…
David Foster Wallace, “Sicim Teorisi”nde “insanın var oluşuna ve kaderine uygun bir metafor” nitelemesinin izinden giderek bu spor dalının efsane isimlerini, alışılagelmiş kullanımları ve farklı yaklaşımları kendi tutkusuyla birleştiriyor.
Arjantinli yazar Sergio Chejfec’in ifadesiyle “bir anlatı seyrüseferi kuran” Juan Jorgé Saer, Bulutlar’da 1800’lerin başında gerçekleşen bir yolculuk hikâyesiyle buluşturuyor bizi.
Joni Murphy, “Konuşan Hayvanlar”da zamanın ruhunu betimlerken kapitalist sistem eleştirisine girişip günümüzün sınıf çatışmalarına ve iklim değişikliği sorununa hayvanların gözünden; daha doğrusu onların var olduğu ve yönettiği bir dünyadan bakıyor.
“Son Yıllar”, kendisini dünyadan silmeyi kafaya koymuş genç Osamu Dazai’nin benliğiyle ve yaşamla itiştiği (ve bir şekilde hayatta kalırsa ileride bunun süreceğini) okura hissettirdiği öykülerden oluşuyor.
Frédéric Gros, dünyada olup bitenleri izlerken hayatî sorunlara eğilen bir felsefeci. Bunun son örneği, Türkçeye yeni çevrilen “Güvenlik İlkesi”. Güvenliğin, hem bir kavram hem de duygu ve eylem olarak geçmişten…
Bu yazı, 12 Mart 2020’de, Suriye’deki savaş nedeniyle mülteci krizinin yükseldiği dönemde Cumhuriyet Kitap’ta yayımlandı. O tarihten bu yana savaş bölgelerindeki çocukların durumu değişmedi. Süregelen Filistin-İsrail savaşında, İsrail’in Filistin’de ilk…
Paolo Cognetti’nin alametifarikası dağlar, Kurdun Mutluluğu’nda da karşımızda. İtalyan yazar, gerilimleri, çelişkileri, huzursuzlukları ve gerek kabuk bağlamış gerek henüz açık yaralarının derinliğini kavramak ve onlardan bir parça uzaklaşmak için kendilerini…
Ölümünün üzerinden yirmi sene geçmesine rağmen Said’in fikir ve metinleri özellikle İsrail-Filistin gerilimi ve çatışması konusunda insanlığa hâlâ yol gösteriyor. Aklımdaki Diyarlar ise Said’i yaşamını ve fikirlerini kavramak için önemli…
Avustralyalı romancı Helen Garner, Türkçedeki üçüncü kitabı “Benim Katı Yüreğim”de az söyleyip çok şey anlattığı öyküleriyle çıkıyor karşımıza bu kez. Yarattığı karakterlerin yaşadıklarını anlayarak onlarla bağ kurmamızı istiyor âdeta.
Eşinin ölümünün ardından hayatta tek başına kalmanın getirdiği belirsizlikle boğuşan Suzette, sevginin olmadığı uzun bir evliliğin ardından, üzüntüyle karışık bir dinginlikle karşımızdadır.
Kumlara yazılan ve köpüren denizin içinden çıkarttığı sözcüklerden bir dünya kuran Le Guin, Denizyolu’nda hayatının merkezine dalgalara karışan kadınların hikayelerini yerleştiriyor…
“Hakim’in Yolculuğu” üçlemesi ve “Beklediğim Sen Değildin” ile tanınan Fransız çizer Fabien Toulmé’nin yeni kitabı İki Yaşam, iki kardeşin çelişkili ama sevgi dolu dünyasına kapı aralıyor. Fransız çizerin hayal kırıklığı, pişmanlık ve ölüm gibi…
Fransız grafik roman sanatının en büyük temsilcilerinden olan Jacques Tardi, Fransa tarihinin tüm dönemlerini içselleştiren, görsel bütünlüğe kavuşturmuş bir isim. Onun çalışmaları, grafik romanı popüler kültürün eğlence aracı olmanın ötesine…
“Siz bizleri bilmiyorsunuz, bize gelince; biz sözleri biliyoruz. Siz hayat ırmağının akıntısıyla birlikte hızlıca gider, bizden tarafa dönüp bakmazsınız, ya biz, biz sizi görerek ve işiterek kıyıda otururuz. Siz bizim feryadımızı…