Felsefe tarihinde üzerine en çok konuşulan isimlerden biri olan, bu tarihin kendisinden öncesi ve sonrası diye ayrılmasını sağlayan Sokrates’in yaşamına ve söylemine ilişkin bir inceleme hazırlayan Pierre Hadot; filozofun hem…
ubravka Ugrešić, “Ten Çağı”nda peşinden koştuğu zamanın benliğinde bıraktığı izleri ve bedenini nasıl değiştirdiğini nüktedanlıkla anlatmaya uğraşıyor; yaş almanın ve yaşlanmanın manasına kafa yorarken yaşamın ve dünyanın dönüşümünü, yine hatıralarından…
Sayılara, maliyet hesaplarına, kâra ve tüketime indirgenen zamanımızdaki yaşam yerine, tüketimin asgâriye indirilmesinden (küçülmeden), tabiatın sesini işitmekten ve doğanın insanlarla paylaştıklarını görmekten bahseden Robin Wall Kimmerer, alternatif bir ekonomik model…
Can Alkor’un arayış yolculuğunun bir parçası olan ve Bilge Alkor’un “Can’dan Can’a” için kaleme aldığı yazıda duyurduğu metinler, dizeler ve çeviriler “Kül Tadı: Bulunmuş Taslaklar” başlığıyla yayımlandı. Can Alkor’un 1960’lardan…
Alain Corbin bu çalışmasında, hem otların tarihini hem de insanların otlarla kurduğu ilişkiyi ve onları algılama biçimini incelerken olup bitene dikkat kesilmesinin yanında yazarlara, şairlere ve ressamlara başvuruyor.
Gassan Kanafani bir ressam, gazeteci, öğretmen ve aynı zamanda bir Filistin Halk Kurtuluş Cephesi savaşçısıydı. Kanafani’nin tamamlanmamış romanı Kör ve Sağır ilk kez Alman okuyrlarla buluştu. Kendi yaralarıyla boğuşan iki…
Sahip olma ve tüketme, eşya dağı ile birlikte çöp adaları meydana getirerek çevreye ve insana zarar verip hızın ve kolay erişimin maddi maliyetini ve ruhsal bozuklukları artırıyor. Chip Colwell, Ne…
“Mutluluğu” ve “doğru yaşamı” arayan birey, küresel endüstride ve pazarlamada hayli özel bir yere sahip olan “kişisel gelişim” vaizleri tarafından çevrelenerek “daha iyi bir yaşam”, daha iyi ve başarılı bir…
Judith Schalansky, bozulma ve yıkılmalar, dolayısıyla unutuş ve yok oluş üzerine bir çalışmaya imza atmış Kayda Geçen Kayıplar’da. Sadece kaybolan ve yok olanlar ile ilgilenmiyor; aynı zamanda izlere ve arta…
Frédéric Gros, ‘Utanç Devrimci Bir Duygudur’da hem Kıta Avrupası felsefesindeki kavramlaştırmaları hem de zamanımızda olup bitenleri ve insanın vicdanını köreltip benliğini örseleyen durumları eleştiriyor.
Guillaume Paoli, felsefe tarihine ve zamanımızda olup bitenlere yoğunlaştığı İyimserlikten Daha İyisi’nde; güce boyun eğenleri, iflah olmaz kötümserleri, insandan yana hiçbir umudu kalmayanları ve zamanın ruhuna uygun bir kurtarıcı arayanları…
David Graeber, ‘Korsan Aydınlanma’da Madagaskar kıyılarındaki korsanların mülkiyet, doğrudan demokrasi ve halk meclisleri uygulamaları üzerinden bilindik olandan daha farklı bir Aydınlanma modeli ortaya koyuyor.
Aşkın ve sevginin hayatî düğümlerini çözerken insan ruhunun en derin dehlizlerine inen Stephen Grosz; ‘Sevgi Emeği’nde içsel savaşlarımıza, gölgede kalmış korkularımıza ve sessiz yaslarımıza ayna tutuyor.
Frédéric Gros “İlk Hikâye” başlıklı romanında, Azize Tekla’nın tarihteki yeri ve önemini anlatırken Konya’da başlayıp Antakya’ya ve Silifke’ye uzanan bir yolculuğa çıkarıyor bizi.
Günümüzdeki problemleri, hem filozoflara hem de zamanın ruhuna bakarak çözümlemeye uğraşan Todd May, ‘Varolma(ma)nın Felsefesi’nde “Nasıl bir insanlık?” ve “Nasıl bir dünya?” soruları etrafında, insanın hem türdeşleriyle hem de yeryüzüyle…
Propaganda, yalnızca tarihin tozlu sayfalarında kalmış bir kavram değil; her gün tükettiğimiz haberlerin, izlediğimiz görüntülerin ve hatta benimsediğimizi sandığımız fikirlerin içine sinmiş, görünmez bir el. Alexandra Bleyer ‘Propaganda’ adını verdiği…
Federico Campagna, ‘Akdeniz’in Hayal Gücü’nde mitlerle, felsefeyle ve tarihle oluşan kültürel havayı anlatırken edebî ve şiirsel bir yolda ilerleyip coğrafya insanının kriz zamanlarında âdeta bir sığınak hâline getirdiği hayali ve…
Marina van Zuylen, “Bolca Dikkat Dağınıklığı”nda modern dünyada kusur sayılanları (tembellik, yavaşlık ve hayal kurma) felsefî düşünme için hareket noktasına dönüştürmekten bahsederken filozoflara ve sanatçılara başvuruyor.
“Üniversiteler Nasıl Ölür?” alt başlığıyla yayımlanan Karanlık Akademi’de Peter Fleming, neoliberal politikalarıyla yüksek öğrenim kurumlarının piyasaya kurban edilişini ve özel üniversitelerin tam manasıyla ticarethâne hâline getirilişini mercek altına alıyor.