Marina van Zuylen, “Bolca Dikkat Dağınıklığı”nda modern dünyada kusur sayılanları (tembellik, yavaşlık ve hayal kurma) felsefî düşünme için hareket noktasına dönüştürmekten bahsederken filozoflara ve sanatçılara başvuruyor.
“Üniversiteler Nasıl Ölür?” alt başlığıyla yayımlanan Karanlık Akademi’de Peter Fleming, neoliberal politikalarıyla yüksek öğrenim kurumlarının piyasaya kurban edilişini ve özel üniversitelerin tam manasıyla ticarethâne hâline getirilişini mercek altına alıyor.
Renata Salecl, “Yerinde Saymak”ta neoliberal öznenin açmazına, sıkışmışlığına ve derdine yoğunlaşırken meseleye sadece ekonomik değil, psikolojik ve politik açıdan yaklaşıyor.
Modern toplumda yaşlanmayı inceleyen Jean Améry, modern toplumda yaşlanmayı inceleyen Jean Améry, “Yaşlanma Üzerine”de insanın en önemli problemlerinin başında, zamanın ve onun geçişinin bulunduğunu masaya yatırıyor. Diğer bir ifadeyle var…
Claudio Magris, Sonsuz Yolculuk’ta tarihsel ve coğrafi bir seyahate çıkıyor. Avrupa’nın doğusu başta olmak üzere gittiği her yerde gördüklerini ve karşılaştıklarını yorumlayarak birer deneme hâline getirirken sınırların, tarihin ve kimliklerin…
‘Cankurtaran Şövalyeleri: İstanbul Dehlizlerinde’ kitabının Can Çocuk etiketiyle yeniden okurla buluşması vesilesiyle bir araya geldiğimiz Safter Korkmaz ile metnin kişisel çıkış noktalarından başlayarak güven ve bağlılık duygusunu, 1980’li ve 90’lı…
Élisabeth Roudinesco, “İçimizdeki Karanlık Yan”da zamana, kültürlere ve toplumlara göre farklılıklar gösteren sapkınlıkların tarihini ve “sapkınlara” karşı durarak toplumsal yaşamın nasıl inşa edildiğini anlatmaya koyuluyor.
‘Zafer’ ve ‘bunalım’ ile yaratılan bölünmenin kaynağına indikçe çeşitli yanılgıların ve manipülasyonların karşımıza çıktığını anımsatan yazara göre kişi (ve toplum), ‘kendi iyiliğine inancını yıkıcı biçimde yitirince’ uzaklaşmaya ve yaşamından çıkarmaya…
Ekolojik felaketler bir günde ortaya çıkmadığı gibi onların habercileri ve tehlikeyi duyuran uyarılar da son raddede belirmiyor. Doğa okur-yazarlığının yanı sıra tabiata uygun yaşama şiarı romantikleştirilip neoliberal pazara düşürülerek egemen…
Georges Perec, düşünmenin oyunla, hatırlamanın düzenle, dağınıklığın ise beklenmedik bir anlamla nasıl yan yana durabildiğine tanıklık etmeye davet ediyor bizi.
Yılın sonunda yıl içinde yayımlanan kitaplar üzerine oluşturduğumuz seçkimiz, yılın ruhuna eşlik eden sesleri bir araya getiriyor; geride kalan zamanın edebi yankıları arasında dolaşmaya davet ediyor…
Steven Nadler ve Lawrence Shapiro, ‘İyi İnsanlar Kötü Düşününce’de “epistemoloji krizi”ni incelerken hakikat arayışının gerekliliğine dikkat çekip bilime ve özellikle de felsefeye ne kadar ihtiyaç duyduğumuzu hatırlatıyor.
İsmi geniş kitlelerce bilinen yazar ve eleştirmen John Fowles’un günlüklerinin ikinci cildi olan ‘Günce 1966–1990’da, onun her şeyi süzgeçten geçiren bakış açısıyla, seyahatleriyle ve doğadan asla vazgeçemeyişiyle karşılaşıyoruz.
Martin Heidegger’in Der Spiegel’e verdiği söyleşiyle açılan bu içsel kapı, hem bir düşünürün kendi hatalarıyla yüzleşmesini hem de düşüncenin sınırlarında gezinen bir ruhun çalkantılarını duyulur kılıyor.
Sam Shepard, insanı insan yapan şeyin güçsüzlük, yaşamı yaşam kılanın ise kuvvet olduğunu anlatıyor Birinci Şahsın Hafiyesi’nde. Hastalığından ötürü yakınlarına bağımlı hâle gelen isimsiz bir karakter etrafında meydana getirdiği hikâyede,…
Kenya’da hapishanedeyken kaleme aldığı Çarmıhtaki Şeytanda dile getirdiği o sarsıcı hatırlatmayı, metaforlar kullanarak daha edebî bir tonda yapan Ngũgĩ wa Thiong’o, bir Ilmorog hikâyesiyle seslenmişti dünyaya.
Jacqueline Rose, “Veba: Çağımızda Ölümü Yaşamak” başlığını verdiği incelemesinde, insanların felaketler karşısındaki ruh hâlini kavramaya çalışırken ölümün, hayatın akışını sekteye uğratmasından hareketle günlük yaşamdan uzak tutulmasını ve paranteze alınmasını tartışıyor.