Güvertedeyken ayağı kaydığı için okyanusa düşen ve koca denizde tek başına kalan Standish’in hikâyesini anlatan Herbert Clyde Lewis, yaşama uğraşını ve her şeyin bir anda değişip tepetaklak olabileceğini hatırlatıyor.
“Hakim’in Yolculuğu”, “Beklediğim Sen Değildin”, “Büyük Aşk” ve “İki Yaşam” gibi kitaplarıyla Türk okurunun büyük beğenisini kazanan Fransız illüstratör ve yazar Fabien Toulmé ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.
Fotoğrafı anlamaya, anlamlandırmaya ve okumaya çalışan Roland Barthes, annesinin ölümünü izleyen günlerde kaleme almaya başladığı “Yas Günlüğü”yle neredeyse paralel şekilde ilerleyen “Aydınlık Oda”da, fotoğrafı yaşamla, yaşantıyla ve tecrübeyle bir araya…
Byung-Chul Han, “Ötekini Kovmak’ta her an her yerde kendini izleyen ve gören; kendini eşsiz ve biricik sanan, aynının cehenneminde ve pozitifliğinde yaşayan, aşırı tüketim ve iletişimle var olan, tüm bunlara…
Yirminci yüzyılın en önemli Çek yazarlarından biri kabul edilen Bohumil Hrabal’ın “Gürültülü Yalnızlık”ı her bir sözcüğün presle baskı altına alındığı, kültürel yıkımın başladığı ve yazmanın boşluğa bırakıldığı zamanları konu alıyor. Her…
İsmail Gezgin, “Ötekilerin Arkeolojisi”nde uygarlığın sumen altı ettiği, görmediği ve ötelediği insanların öyküsünü anlatırken yine sınırlara getiriyor sözü. Başka bir deyişle sınıflar arasındaki mücadele tarihinden örnekler sunuyor; iktidar ve yakın…
Sermaye, üretim biçimleri ve ilişkilerine dair Marx’ın çözümlemelerini Foucault’nun disipline eden iktidar kavramıyla birlikte ele alan Richard Marsden, Sermayenin Doğası: Foucault’dan Sonra Marx’ta toplumsal yaşamdaki, kültürel ve politik krizleri anlamlandırmaya…
Judith Butler, şimdilerde unutmak üzere olduğumuz ya da sumen altı ettiğimiz fakat yaşamımızı sekteye uğrattığı kadar önemli ölçüde değiştiren COVID-19 salgınının yeryüzünde yol açtığı dönüşümleri incelediği; insan ilişkilerini ittiği farklı…
Marquis de Sade’ın Charenton-Saint Maurice’te tuttuğu notlar, ölümünden seneler sonra yayımlandı. Sade’ın Kayıp Günlüğü başlığıyla okura sunulan metin, 1807-1814 arasını kapsıyor ve kapatılmasını sorgulayan yazar, dışarıdaki faaliyetlerine içeride de nasıl…
Umberto Eco, “Televizyona Dair”de “sihirli kutu”nun kitle iletişimine atlattığı eşikle beraber kültürel ve ekonomik anlamda yeni bir çağın başladığını ortaya koyarken televizyonla kurulan yeni dili, üretilen teknolojiyi, onun hayal gücünü…
Dominic Pettman, ‘Libido Zirvesi’nde hazzın ve arzunun azalışıyla tüketimin hızlanışı ve çevre tahribatı arasında güçlü bir bağ kuruyor. Temasa ve ilişkiye değil de tüketime yönlendirilen libidonun izinde…
Amerigo Vespucci’nin ismiyle anılan kıtaya dair tarihsel yanılgının peşine düşen Stefan Zweig, “Amerigo”da önemli bir tartışmanın, tesadüflerle ve komediyle örülü hikâyesini anlatıyor.
Maalouf, kaleme aldığı “Labirent-Batı ve Hasımları”nda, Batı’nın düşman belledikleriyle beraber çıkmaz sokaklara hapsolduğunu hatırlatırken hem meydan okumaların tarihini hem de uyumsuzluğa kapılmamak gerektiğini anlatıyor.
Tarih sevgisi, gazetecilik ve kuvvetli bir kalemin buluşması… ‘Gizli Akşam Yemeği’ adlı kitabıyla bizleri Rönesans dönemine götüren İspanyol yazar Javier Sierra, kurgu ve gerçeği bir araya getirme konusundaki maharetiyle okurları…
Maja Lunde, arıların davranışlarını anlamaya uğraşanlardan arı ölümlerinin nedenlerini araştıranlara ve onların yok oluşundan sonra yeni bir tarım biçimi geliştirenlerden, yeni bir üretim ve beslenme şekli kurmaya çalışanlara dek uzanan…
Can Cemgil ve Ömer Turan, ‘Kapitalizm ve Demokrasi’de demokrasiyi ve kapitalizmi birbirine yakın, hatta aynı kökten çıkma gibi gösterenlerin tezlerini çürütüyor. Başka bir deyişle kapitalizmin demokrasiyi nasıl aşındırdığını ortaya koyan…
Kevin J. Wetmore Jr., “İnsan Yiyen Canavarlar Hakkında Mitler ve Hikâyeler” alt başlığıyla yayımlanan “Ölü Yiyiciler”de, Antik Yunan’dan İran’a, yeryüzündeki çeşitli katliamlardan tarihteki kimi yamyamlıklara, mitolojiye ve popüler kültüre, sanattan…
Karşı-sanat tarihçisi olarak Georges Didi-Huberman, “Ateşböceklerinin Var Kalma” Mücadelesi’nde neoliberal zamanların kendine özgü bir faşizm türettiği fikrinden hareketle, Pier Paolo Pasolini’nin bu konuda kimilerince karamsar bulunan ve “artık ateşböcekleri zamanın…