Alberto Manguel, Hıristiyanların, Yahudilerin ve Müslümanların saygı duyduğu İbn Meymun’un hayatını ve fikirlerini anlattığı “Maimonides: Akla İnanç’ta”; düşünürün geçmişte ve bugün insanlık için ne ifade ettiğine ve gelecekte yolumuzu nasıl…
Aldous Huxley, kaleme aldığı “Algının Kapıları” ve onun devamı niteliğindeki “Cennet ve Cehennem”de, günümüzün revaçta olan ve neoliberal sistemin ustalıkla paketleyip pazarladığı mistisizm ve kendinden geçme eylemini, biraz merak biraz…
Hafızanın gücünü hiç akıldan çıkarmadan bir kültürel belek projesine imza atan Melisa Yıldırım ve Ulaş Bager Aldemir, “Geçmiş Gelecektir” başlığı altında, bugünün ve yarının kuruluşunda dünün ne kadar hayatî olduğunu…
Tadeusz Borowski, Polonya’nın yakın tarihinin bir tanığı olarak kaleme kâğıda sarılıyor; “Toplu Öyküler”de gerçekleri kurmaca hâline getiriyor ve ölümü kutsayanların önüne tarihî hakikatlerle dikiliyor.
Tükeniş ve direniş arasında gidip gelen insanın, hiçlik ve başkaldırı sınırındaki yaşamını kurmaca hâline getiren Eugéne Ionesco, “Albayın Fotoğrafı”nda dile ve başkalarına yabancılaşmanın birer tasviri olan hikâyelerle karşımıza çıkıyor.
20. yüzyılın en büyük İtalyan yazar ve eleştirmenlerinden olan Cesare Pavese, yaşamından izler taşıyan “Tutukevi”nde, durağan hayat, var oluş ve yabancılaşma sorgulamasıyla bizi buluştururken yalnızlık ve özgürlük kavramlarını tartışmaya açıyor.
Sanatçı ve yazar Jenny Odell, “Hiçbir Şey Yapmama Kitabı”nda, ağların, telefon ve bilgisayar ekranlarının dışında da bir dünyanın var olduğunu anlatıyor. Zamanın ruhuna karşı verimsizliği, neoliberal belirlenimciliğe karşı muğlaklığı savunuyor…
Naomi Klein’ın kaleme aldığı “Doppelganger”, hakikat ve yalan arasına sıkıştırılmış, hatta yer yer sıkışmayı kendisi tercih etmiş; propagandalara ve demagogların albenili sözlerine kapılırken kendini birer sanal marka hâline getirmeye uğraşanların…
Öykülerinde, romanlarında, araştırmalarında ve incelemelerinde doğa-insan-kültür uyumuna yer verirken mitolojiye, felsefeye, tarihe ve yaban hayata dair notlar paylaşan Deniz Gezgin, “Doğa Defteri”nde antropoloji, mitoloji, edebiyat, tarih gibi pek çok disipline…
John Berger’ın şiirleri gerçeklerden, trajedilerden ve etrafımızda olup bitenlerden çıkıp geliyor. ‘Yaranın Sayfaları’nda bir evren kuran Berger, birer eşlikçi ve kendi başına yoğun anlama sahip çizimleriyle ve fotoğraflarıyla yüzleştiriyor bizi. “Çaresizlik…
Ölümünün 65. yıldönümünde, 1935’ten 1959’a dek tuttuğu günlüklerinde Albert Camus’nün edebî ve felsefi söyleminin izlerine, romanlarının ve denemelerinin nüvelerine, eleştirilerine ve eski dostlarıyla kavgalarına, absürt ve başkaldırı dönemlerini de içeren…
Kapitalizmin karanlığında, işçi sınıfının kıvılcımı İrfan Yalçın’ın kaleminden dökülen “Ölümün Ağzı” romanında ete kemiğe bürünüyor. Yalçın, sadece bireyin değil tüm toplumun çürümesini ve sistemin acımasızlığını gözler önüne seriyor. “Ölümün Ağzı”,…
1980’lerin ortalarında İran’ı terk eden Shahrnush Parsipur; Ayetullahların yasaklattığı ve “toplumun ahlak kurallarına saygı göstermesi için” uyarılmasına neden olan kitabı “Erkeksiz Kadınlar”da ülkenin yakın tarihini anımsatıyor.
Felsefeci Mark G. E. Kelly, Bugünün Normali’nde şimdilerin “normaller”i ile yakın geçmiştekiler arasındaki bağlantıyı incelerken günümüzün gerçeklerini eleştirmeye ve sorgulamaya çağırıyor bizi.
Donald Kuspit, boku ve çöpü, tekinsizliği nedeniyle yaşam alanlarından uzak tutan, gizleyen ve gözden ırakta dönüştüren, bunların kusurlarını kazanca çeviren modern insana onların varlığını sanat yoluyla hatırlatanların bir dökümünü yapıyor…
Eva Meijer, “Sessizliğin Politikası”nda sesi yüksek çıkanın güçlü sayıldığı ve güçlünün sesinin kuvvetli çıktığı zamanımızda, baskıdan mustarip olanlara yoğunlaşıyor.
Jürgen Martschukat, kaleme aldığı Fitness Çağı’nda formda olarak daima genç ve yenilenebilir kalmaya çabalayan, sosyal yaşamın ve rekabetin ancak böyle devam edebileceğini düşünen kişilerin, kültürel ve ekonomik sisteme dâhil olma…
Édouard Loui ve Ken Loach, Sanat ve Siyaset Konuşmaları’nda solu ve yükselen aşırı sağı, popülizmi ve milliyetçiliği, hem ortak bir bakış açısıyla hem de bir yönetmen ve yazar gözüyle enine…
Eric Volant, İntiharlar Sözlüğü’nde, gönüllü ölümü edebî, felsefi ve ahlaki yönleriyle çözümlerken hem vakaları, onlarla bağlantılı kavramları ve kurmaca eserleri hem de buna dair fikir üretenleri A’dan Z’ye sıralıyor.