Grenoble Üniversitesi öğretim üyesi ve çizgi roman eleştirmeni Nicolas Rouvière, bu Asteriks’in kökenlerini, toplumsal yansımalarını ve çağdaş dünyadaki yankılarını anlatıyor.
Irene Vallejo, Papirüs’te sözcüklerin kaybolup gitmesini engelleyen kitabın doğumunu ve ona yaklaşım biçimlerini ortaya koyuyor. Bu hikâyeler, aynı zamanda kitaplara ve okumaya duyulan merakı ve sevgiyi yansıtıyor.
Oxana Timofeeva, geçmişin ve geçmişinin izlerini takip ederken kâh eskiden oturduğu evlere ve yaşadığı şehirlere gidiyor kâh korku dolu ve mutlu anlarına geri dönüyor. Bunlardan bazılarında izlerin belirgin olduğunu bazılarındaysa…
Kardeşi Abel’i ve nişanlısı Boris’i yitiren Haydée Santamaría’nın hikâyesini devrim süreciyle iç içe kurgulayan Amine Damerdji, “Bırakın Size Katılayım”da Küba’nın yakın tarihinden çarpıcı bir kesit sunuyor.
“Delilik Taşı”; Pizarnik’in Delilik Taşını Çıkarmak’taki ve Müzikli Cehennem’deki şiirleriyle buluşturuyor bizi. Bununla da kalmıyor, şairin söylemini oluşturan yaşanmışlıklara, kurduğu dostluklara, onu besleyen edebî ve entelektüel menbaa da götürüyor hepimizi.
Tarih sadece büyük insanların ve resmî dayanakların hikâyesi midir? Tartışılır. Bu soruya “hayır” diyen Hakan Kaynar, Orhan Veli'nin bir mektubuna, Adnan Menderes'in adisyon pusulasına veya bir romandaki "kaba eller" detayına…
İsmail Gezgin, “İnsan nedir, nereden gelir, nereye gider?” sorusu etrafında şekillenen ve kuşaktan kuşağa aktarılan mitlerine odaklanarak bu kadim hikâyelerin insanı anlama serüvenindeki rolünü tartışmaya açıyor.
Alain Corbin, “On Sekizinci ve On Dokuzuncu Yüzyılda Cehaletin Tarihi” alt başlığıyla yayımlanan Terra Incognita’da, bilgisizliğin nedenlerini ve sonuçlarını, coğrafyalar ve olaylar üzerinden anlatmaya girişirken bilgiye erişememenin ya da bilgi…
Şarabın yalnızca bir içki değil, toprağın ve kültürün belleği olduğunu hatırlatan “Şarap 101”, okuru Fransız bağcılığının köklü ve zengin dünyasında benzersiz bir yolculuğa çıkarıyor. Desen yayınları tarafından yayımlanan François Bachelot…
Amerikan yazarlar uzun süredir Avrupa’daki talihsizliklerini romana dönüştürüyor; peki günümüzde “gurbetçi” olmak ne anlama geliyor? Andrew Lipstein’in Something Rotten adlı eseri buna bir yanıt sunuyor.
İnsan ve teknoloji arasındaki çizgiyi bilgiyle çeken Yuval Noah Harari’nin kaleme aldığı “Neksus”, tıpkı “Sapiens” ve “Homo Deus” gibi uzak ve yakın geçmiş ile bugün arasında bağ kurmamızı sağlayan, gelecek…
Johann Hari, ‘Sihirli Hap’ta tehlikeli zayıflama ilaçlarının ardındaki sistemi kendi deneyimleriyle birlikte ortaya koyarken, modern beslenme sorunlarına, işlenmiş gıdaların etkilerine ve zayıflama endüstrisinin karanlık yüzüne ışık tutuyor.
Mladen Dolar, geçmişten günümüze dedikodunun ve yalanın evrimini, toplumsal karşılığını ve hayatlarımızı nasıl sarıp sarmaladığını inceleyerek temellendirmelere giriştiği “Söylentinin Felsefesi”nde, Sokrates’ten sosyal medyaya uzanan felsefi ve tarihsel bir zemin inşa…
Mücadeleci ve yorgun ruhları anlatan Selçuk Baran, huzursuzluklarını, kaygılarını, yalnızlığını, umutsuz anlarını, heyecanlarını, düşlerini ve düşüncelerini aktardığı “Günlükler 1948-1989″da, hem hissettiklerini hem de gözlemlerini kâğıda döküyor.
John Berger, “Uykuya Yatmak”ta, kızı Katya’yla resimlerden hareketle sanat-hayat-hikâye ilişkisini, yine bakma-görme-yorumlama bağlantısıyla inceliyor.
Carlos María Dominguez,’Kör Sahil’de karşılaşma-hatırlama-hesaplaşma bağlantısı üzerinden Arjantin tarihindeki en karanlık dönemin labirentlerine ve tünellerine giriyor.
Oblomov ile yalnızca Rusya’da değil, dünya edebiyatında da büyük bir etki yaratan; hem trajikomik bir karakter hem de adıyla özdeşleşmiş evrensel bir insanlık durumu kazandıran Rus yazar İvan Aleksandroviç Gonçarov’un…
Louis-Jean Calvet ‘Dillerimizin Denizi Akdeniz’de, bölge dillerinin, Akdeniz’in tarihini anlatmadaki rolünün yanı sıra ayrımlara rağmen coğrafyayı bir bütün hâline nasıl getirdiğini ortaya koyuyor.