Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

ESTETİK

Category image

Sanatta zaman

Yüzyıllarca, güzellik, çirkinlik ve zaman kavramları insanoğlu tarafından tartışıldı. Felsefenin olduğu kadar sanatın da konusu olan bu kavramlar üzerinde düşünürken Umberto Eco’nun kaleminden çıkan bu yazı, sanat yapıtlarında zaman sorununu başa koyuyor. Bu yazı, “L’Art et le temps” (Bruxelles, Société des Expositions du Palais des Beaux-Arts) başlıklı, çeşitli yazarların yazılarını bir araya getiren kitapta, Eco’nun…

Devamını Oku

Bir fotoğrafın güncelliği: Guevara efsanesi

Arjantinli Devrimci Ernesto ‘Che’ Guevara, 96. doğum gününde anılıyor. 14 Haziran 1928’de Arjantin’in Rosario kentinde doğan Che Guevara, Küba devriminde önemli bir rol üstlenmişti. Devrim sonrası önce Kongo sonra Bolivya’da askeri gerilla faaliyetleri yürüten Guevara, 9 Ekim 1967’de, 39 yaşındayken katledilmişti. Che’den geriye pek çok şey kalsa da onu ölümsüzleştiren ikonik fotoğrafı dünyanın hemen her…

Devamını Oku

Babanın ölümü yaşamın neresine koyulur: O Zaman Küs Ölene Kadar

Tiyatro sezonu yavaş yavaş bayrak indirirken tiyatro salonlarına doluşup izlediğimiz son temsiller, tahmin edemeyeceğimiz kadar seveceğimiz oyunlarla tanışma sürprizini her zaman gizli tutar. Yine oldu… Yapı Tiyatro’nun sessiz şaheseri O Zaman Küs Ölene Kadar, kendimi uzun zamandır kaçtığım duyguların kucağına bırakmama neden oldu. Her sahnesiyle biraz daha derinleşen bu oyundan uzun uzun bahsetmek boynumun borcudur…

Devamını Oku

‘Sinemanın Filistin’in kurtuluşu için bir silah olduğu düşüncesi, bizim birleşmemizi sağladı’

1968 yılında Ürdün’de, Arap görsel kültür tarihinin en cesur hareketlerinden biri olarak halen varlığını sürdüren bir sinema hareketi başladı. Mustafa Abu Ali, Sulafa Jadallah, Hani Jawhariah, Salah Abu Hannood ve daha birçok sinemacı ve araştırmacıdan oluşan Filistin Sinema Topluluğu (PFU), Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) desteğiyle bir araya geldi. Amaçları günlük yaşamı ve bu dönemde Filistin’de…

Devamını Oku

Bu oyun olmamış Abuzittin Teyyare!

Barış Atay’ın genel seçimlerde Hatay Milletvekili olarak sırasını Can Atalay’a vermesi, 5 yıllık siyaset serüveninden sonra rotasını yeniden tiyatroya çevirmesine de vesile oldu. Atay’ın Sadece Diktatör’den sonra sahneye döndüğü ve bu kez kendisinin yazıp yönettiği İntihar Şov’dan iyatro oyunu diye bahsetmem gerekiyor, böyle olduğunu düşünmesem de. Bana kalırsa bu “oyun” Barış Atay’ın 40 yaşına gelince…

Devamını Oku

Fact Tiyatro’nun “Sendrom”unu neden izlemeliyiz?

Fact Tiyatro, Sipariş Listesi’ndeki başarısını Sendrom ile büyüterek sürdürüyor. Sendrom, kendi dilini ve ritmini yakalamayı becermiş başarılı bir metinle karşı karşıyayız. “Oltaya takılmış bir balığın” çırpınışları Dilara Vural’ın oyunculuğu ile seyirciyi peşinden sürüklüyor. Dilara’nın Sipariş Listesin’deki ışıltısı tesadüf değilmiş! Bir karakter yaratmış ve o karaktere seyirciyi ikna etmesi 2 dakika bile sürmedi. Sezonda 72 oyun…

Devamını Oku

‘Bireysel deneyime’ neden bu kadar taktık?

Çağdaş kültür, etkileyici resim sergilerinden birinci şahıs anlatımlı romanlara kadar, ‘maksimum kâr hırsının dayanılmaz cazibesi’ tarafından ele geçirilmiş durumda. Kavramların ve neden-sonuç ilişkisinin giderek karmaşıklaştığı günümüzde, “Immediacy: Or, The Style of Too Late Capitalism” kitabının yazarı Anna Kornbluh, Daniel Zamora’nın sorularını yanıtlarken, estetik kaygıların ekonomik düzenin etkisinde şekillenmeye başladığının altını çiziyor.

Devamını Oku

Akustik caz esintisi: Django Reinhardt’ın ‘eksik solo’su 

Tüm zamanların en önemli gitaristlerinden biri olarak kabul edilen Django Reinhardt, Amerikan cazını etkileyen en önemli müzisyenler arasında. Henüz on üç yaşındayken Paris kulüplerinde banço-gitarıyla müzik yapan, karavanda çıkan yangın neticesinde parmaklarını kaybeden ve ‘Artık gitar çalman imkânsız!’ denen bir sanatçı nasıl oldu da devraldığı kültürel miras ile en yeni caz ve Swing türlerinin bir…

Devamını Oku

Ardımızda bırakacağımız bir dünya kaldı mı?

Netfilix’de gösterimde olan ‘Leave the World Behind’, “modern dünyanın katastrofik sonu”na ilişkin olası senaryoları çarpıcı bir dille yansıtıyor. Hollywood’da eşine nadir rastlanan bir sorgulamaya ev sahipliği yapan film, modernitenin geldiği noktayı ve gideceği nihai sonu gözler önüne seriyor. Korkuları, pişmanlıkları ve çaresizlikleriyle köşeye sıkışan insanları yansıtarak…

Devamını Oku

Cazın Dönüşü

“Dinleyicinin caza olan ilgisinin geri gelişi, karanlık yıllarda kendilerini dinlemeyi reddedenleri hor gördükleri için gittikçe yanlarına varılmaz hale gelen müzikçilerin birkaçını, bu yeniden ilgiyi çekebilen müzik akımına geri döndürmüş de olabilir. Günümüzde caz düşünsel açıdan saygın bir konuma geldi. Bununla birlikte, yeni caz saygınlığından daha paylarını alamayanlar arasında, cazı yaratan zenci gettosunun çocukları da vardır…

Devamını Oku

‘Filmin kaderciliği öyküde değil, ölümdedir’

Dünya sinemasının en yetenekli ve en aykırı yönetmenlerinden Pier Paolo Pasolini, yarattığı özgün dille adından söz ettiren bir sinema insanı. 1961 yılında ‘Accattone’ ve ‘Mamma Roma’yla başladığı sinema yolculuğunda, toplum tarafından marjinalize edilmiş karakterlere, faşizmin çirkin yüzüne, lümpen proletaryaya ve cinsel dürtülerinin esiri olan insana odaklandı. Sinemaya ‘sıradan’ insanın gözüyle bakan yönetmen, 60 yıl önce…

Devamını Oku

Altın Kafes: İyi fikir, zayıf pratik

Sosyal medyanın hayatımızın orta yerine çizdiği çizgi bir tarafı “harika”, “daha güzeli yok”, “en iyisi” yanılgısına; diğer tarafı ise “berbat”, “yok olsun” bataklığına sürüklerken gerçekten geliştiren bir eleştiriye ne kadar çok ihtiyacımız olduğunun kaç kişi farkında? Özellikle kıymetli sanat üretiminin iyiyi destekleyecek, olmayanın alternatifini sunacak eleştirilerle mümkün olacağını hatırlayalım istiyorum. “Muhteşemlerden” ve “çok kötülerden” kaçarak,…

Devamını Oku

Blue Eye Samurai: Fena halde kanlı, ilk kareden sersemletici

Samurayların muteber olduğu, klanların hüküm sürdüğü 17. yy Japonyası… Dünya sinema tarihinin en epik filmlerinden bazılarının köklerini aldığı bu dönem, Netflix’in son yıllarda düşen itibarına adeta ilaç oldu. Japon olmayanın veya Japon olsa da ‘kusurlu’ olanın insan muamelesi görmediği bir dönemde intikam peşindeki mavi gözlü bir kadının macerası bu. Fena halde kanlı, büyük oranda tatmin…

Devamını Oku

‘Sanatta mantıksal anlamın devre dışı bırakılması biz ressamların bir buluşu değildir’

‘Resim sanatı aracılığıyla biz şeylere ilişkin yeni bir metafiziksel psikolojinin temelini atıyoruz. Bir nesnenin bir resimde kaplamak zorunda olduğu mekânın ve nesneleri kendi aralarında ayıran mekânın mutlak bilinci yeni bir astronomiyi yerleştiriyor, katı yerçekimi yasası dolayısıyla gezegenimize kıskıvrak bağlanmış şeyleri obje edinen bir astronomi bu.’

Devamını Oku