Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Tag: Sinema

Kanın mülkiyeti ve devletin hayaleti: ‘Kurtuluş’ta iktidarın anatomisi

Taşranın sessizliğinde yankılanan bir kurşun, bazen yalnızca bir cinayeti değil; görünmeyen iktidar düzeninin bütün mekanizmasını açığa çıkarır. Emin Alper’in ‘Kurtuluş’ filmi, kan davası, mülkiyet ve devletin gölgesi arasında sıkışmış bir coğrafyanın karanlık anatomisini adım adım takip ediyor. Hikâyenin içinden yükselen o ağır sessizlik ise şiddetin nasıl bir sistem haline geldiğini düşünmeye davet ediyor…

Read more

‘GEÇİŞ’le birlikte İstanbul’un hikâyeleriyle ve çelişkileriyle derin bir bağ kurdum’

Bir şehre kaç dünya, kaç dil, kaç kültür, kaç insan, kaç hikâye sığar? Şehir İstanbul ise sayamazsınız, bitti sandığınız yerde yeniden başlar… Levan Akin’in GEÇİŞ (Crossing) filmi, bizi her gün yürüyüp geçtiğimiz bu sokakların kucak açtığı hikâyelere yakından bakmaya çağırıyor. Filmin oyuncularından Deniz Dumanlı ile ilk gösterimini Berlinale’de yapan GEÇİŞ filmi ile karakteri Evrim’i konuştuk.

Read more

Taşralı ve şehirli ikiliğinde kaybolan umutlarımız ve ‘Neandria’ – 1

“Taşra alegorisi” son yıllarda sinemamızda fazlasıyla ele alınan konuların başında geliyor. Klişelerle yoğrulan, kadınların yan rollere sıkıştırıldığı ve erkeklik odaklı taşra anlatılarına alternatif olan Reha Erdem’in 2023 yapımı ‘Neandria’sı sinemaya yeni bir soluk getirdi. Peki ama son döneme beyaz perdeye damgasını vuran taşra anlatısına nerden bakmak lazım? ‘Hayat’, ‘Kurak Günler’, ‘Karanlık Gece’ ve ‘Neandria’ üzerinden…

Read more

İçindekiler: Ece Ayhan’ın Onat Kutlar’a ‘iftira’sı, ‘Sürü’ filminin Oscar macerası…

Bir 'iftira' hikâyesi: Ece Ayhan, Onat Kutlar, pişmanlık Hikâyenin izini sürmüştüm ancak Ece Ayhan’ın sonraki pişmanlık cümlelerini bilmiyordum. İşin içinde Ece Ayhan, onun ameliyatı için toplanan para, Onat Kutlar’ın buna öncülük edişi, ardından Ece Ayhan’ın ihbarı, Ecevit vs. girince… Nereden baksanız şaşırtıcı ve üzücü bir olay oluyor. Ece Ayhan Pişmanlık cümlelerine geleceğim ama önce filmi…

Read more

‘Filmin kaderciliği öyküde değil, ölümdedir’

Dünya sinemasının en yetenekli ve en aykırı yönetmenlerinden Pier Paolo Pasolini, yarattığı özgün dille adından söz ettiren bir sinema insanı. 1961 yılında ‘Accattone’ ve ‘Mamma Roma’yla başladığı sinema yolculuğunda, toplum tarafından marjinalize edilmiş karakterlere, faşizmin çirkin yüzüne, lümpen proletaryaya ve cinsel dürtülerinin esiri olan insana odaklandı. Sinemaya ‘sıradan’ insanın gözüyle bakan yönetmen, 60 yıl önce…

Read more