Ana akımın gürültüsünden uzakta, kısa filmler fısıltıyla anlatır hikâyesini—ince, kırılgan, ama bir o kadar da derin. Kadınların, kuirlerin, evlerin, yolların ve kimliğin sınırlarında gezinen bu filmler, gözden kaçan hayatlarımızı resmediyor. Şimdi bu seslere kulak kabartmaya, kısa ama yankısı uzun anlatılarda soluklanmaya davet ediyoruz sizi…
Bağımsız sinemanın öne çıkan isimlerinden Sean Baker, kamerasını görmezden gelinen hayatlara çevirerek sinemasının farkını gözler önüne seriyor. Onun gerçekle kurduğu özgün bağa ve sinemasını nasıl toplumsal bir tanıklık biçimine dönüştürdüğüne yakından bakalım.
2010’larla Türkiye’de hız kazanan kentsel dönüşüm meselesi yansımalarını film evreninde de gösterdi. Yeni dönemde, taşra filmlerinden göz gözü görmezken hangi şehir merkezli filmler, taşra alegorilerine gerek kalmadan bizi kendi dünyasına çekiyor, benzer sıkışmışlıkları hissettiriyor…
“Taşra alegorisi” son yıllarda sinemamızda fazlasıyla ele alınan konuların başında geliyor. Klişelerle yoğrulan, kadınların yan rollere sıkıştırıldığı ve erkeklik odaklı taşra anlatılarına alternatif olan Reha Erdem’in 2023 yapımı ‘Neandria’sı sinemaya yeni bir soluk getirdi. Peki ama son döneme beyaz perdeye damgasını vuran taşra anlatısına nerden bakmak lazım? ‘Hayat’, ‘Kurak Günler’, ‘Karanlık Gece’ ve ‘Neandria’ üzerinden…
Bir filmi “feminist” yapan kriterler konusunda daha seçici nasıl davranacağız? Dilerseniz feminist sinemayı birkaç örnek üzerinden konuşalım…
