Gölgede kalan bir casusluk geçmişi ile modern edebiyatın en köklü sayfalarından birini aralayan The Paris Review’un sürprizlerle dolu kuruluş hikâyesi, Soğuk Savaş’ın sisli atmosferinde kesişiyor. Edebiyat tutkusu ile gizli servis koridorları arasında mekik dokuyan Peter Matthiessen’in bu sıra dışı yaşam yolculuğu, CIA’in sanat ve edebiyat dünyasını etkilemek üzere geliştirdiği ‘Uzun Tasma’ stratejisini, sanatçıların ve yazarların…
Botlar kendi aralarında komplo kurmaya başladı. Peki, yeniden dizginlenmeleri mümkün mü?
Donald Trump ve müttefiki FIFA Başkanı Gianni Infantino, Dünya Kupası öncesinde ve sırasında sergiledikleri siyasi şovlarla turnuvaya yeni bir boyut getirdi. Ancak futbol tarihçisi David Goldblatt’ın da vurguladığı gibi, bu organizasyonun futbolseverlere yaşattığı toplu sevinç anlarını yine de yok edemediler.
Dünya Kupası’nda zafere ulaşmanın sırrı yalnızca devasa bütçelerde veya kalabalık nüfuslarda değil; sınırları aşan hayatların, göçün ve kültürel çeşitliliğin yeşil sahada yarattığı o benzersiz ahenkte saklı. Başarının ardındaki bu görünmez coğrafi dinamiklerin ve akıl dolu stratejilerin oyunun kaderini nasıl baştan yazdığına yakından bakalım.
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’ın bahçesinde havai fişekler eşliğinde şatafatlı bir doğum günü kutlarken, törenin perde arkasında Amerikan siyasi tarihinin en hızlı ve sarsıcı geri çekilişlerinden birinin şartları olgunlaşıyor.
Donald Trump, “sporla aklanma”dan (sportswashing) ziyade, Dünya Kupası’nı Amerika Birleşik Devletleri’nin diğer takımlara ve taraftarlara karşı ayrımcılık yapma kapasitesini sergilemek için bir gövde gösterisine dönüştürüyor.
On yıllardır süren güvenli ittifak illüzyonunu derinden sarsarken, Avrupa kendi askeri ve nükleer kaderini tek başına kurgulamak zorunda kaldığı tarihi bir eşikte duruyor.
Franklin Foer’in 2004 tarihli klasik eseri bugün tekrar okunduğunda, küreselleşmenin nerede yanlış yola saptığını istemsizce gözler önüne seriyor.
İspanya Başbakanı Pedro Sánchez bir kez daha sahneye çıktı. Sánchez; ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı askeri harekâta karşı çıkan büyük Avrupa güçleri arasında, kararlı duruşunu koruyan neredeyse tek lider olmayı başardı.
Yapay zekâ geliştikçe, onu inşa edenlerin vicdanı ile yarattıkları güç arasındaki gerilim giderek daha görünür hâle geliyor. Geoffrey Hinton’ın hikâyesi, bu gerilimin tam merkezinde duran bir bilim insanının kendi mirasıyla yüzleşmesini gözler önüne seriyor.
Bu hafta İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nun yıllık toplantısı için bir araya gelen dünya liderleri, sarsıcı ve yön duygusunu zedeleyen bir gerçekle yüzleşiyor: Trump yönetimindeki Amerika Birleşik Devletleri artık güvenilir ya da öngörülebilir bir müttefik olmadığı açık bir dille ifade ediliyor. Trump; neredeyse dünyanın her ülkesine karşı ekonomiyi altüst edebilecek gümrük tarifelerini bir…
Springsteen: Deliver Me From Nowhere, Amerikan sinemasında bir zamanlar oldukça yaygın olan, bugün ise neredeyse tamamen ortadan kaybolmuş türden, iyi kotarılmış ve ciddi bir dram.
Radikal, popülist ve milliyetçi sağ, marjinaller siyasetin merkez sahnesine çöktü. Liberal uzlaşıya meydan okuyan, küresel ölçekte genişleyen ve giderek daha örgütlü hâle gelen aşırı sağ bir ağ kuruluyor.
New York’un sosyalist belediye başkanı Zohran Mamdani önceki gün yemin ederek görevine başladı. Mamdani, New York halkına kent yönetiminden düşük beklentiler döneminin sona erdiğini söyledi.
Beyoğlu’nun sokaklarına bu kez cazın özgür nefesi dolaşıyor; sesler, mekânlar ve insanlar yeniden birbirine karışıyor.
Son dönemlerde üretken yapay zeka (YZ), kamuoyunda büyük bir heyecan yarattı: Makineler düşünmeyi öğrendi mi? Peki, YZ gerçekten ne kadar akıllı?
Bir asrı aşkın zamandır Türkiye sosyalist hareketinin belleğinde gizli kalmış yüzler, kulaktan kulağa aktarılan anılarla yaşamaya devam ediyor. Ahbap Hüseyin’in küçük ayakkabı dükkânından Komsomol Hasan’ın sessiz itirazlarına, Troçki Mehmet’in unutulmuş hikâyelerine uzanan bu satırlar, resmî tarih anlatısının dışında kalan bir başka Türkiye’yi gözler önüne seriyor.
Alaska’da gerçekleşen Trump-Putin buluşması, modern diplomasinin en çok tartışılan ve en belirsiz zirvelerinden biri olarak tarihe geçti. Bir yanda Putin’in uluslararası yalnızlığını kırma çabası, diğer yanda Trump’ın kendi siyasi hesapları öne çıktı. Peki bu buluşmadan kim kazançlı çıktı, kim kaybetti; geriye kalan dersler neler oldu?
Pandemiyle derinleşen emek krizinden iş saatlerinin eşitsiz dağılımına kadar uzanan geniş bir yelpazede, çalışma yaşamının anlamı ve geleceği yeniden sorgulanıyor. “Worked Over: How Round-the-Clock Work Is Killing the American Dream” kitabının yazarı Jamie McCallum, yalnızca kimlerin ne kadar çalıştığını değil, neden çalıştığımızı ve çalışmanın hayatlarımızda nasıl bir yer tutması gerektiğini masaya yatırıyor.
İsrail’in uluslararası hukuku ihlal eden eylemleri karşısında Batılı aktörlerin tepkisi, çoğu zaman göstermelik adımlar ve etkisiz açıklamalarla sınırlı kalıyor. Avrupa’nın ‘insan hakları’ retoriği ile İsrail’le kurduğu ilişkiler arasındaki tutarsızlığa ve bu tutumun ardındaki siyasi ikiyüzlülüğe yakından bakalım.
