“Birtakım sorular ve yarım yamalak yanıtlarla, mezarlığa gelmiş olan ölünün yakınları ya da ziyaretçiler ölümlerin, ölümlerin olduğu kadar, kendi hayatlarının anlamını bulmaya çalışıyorlardı; tıpkı kendilerinden önce, şimdi orada yatanların yaptığı gibi. İşte insanın bu düş ve düşünme gücü, her şeyin ve herkesin katkıda bulunduğu bu tutku, hiç sona ermeyecek. Ne Moskova’nın 30 km güneyindeki Khovanskoy…
İsveç Kraliyet Bilim Akademisi, Norveçli yazar Jon Olav Fosse’nin “Söylenemeyeni dile getiren yenilikçi oyunları ve düzyazıları için” Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görüldüğünü duyurdu. “Melankoli”, “Sabahtan Akşama” ve “Üçleme” adlı eserleriyle tanınan yazarın 40 oyunu, birçok romanı, denemeleri, çocuk kitapları ve çevirileri bulunuyor. Fosse’nin geçtiğimiz yıl kasım ayında yayımlanan röportajının bir kısmını sizlerle buluşturuyoruz.
Avustralyalı romancı Helen Garner, Türkçedeki üçüncü kitabı “Benim Katı Yüreğim”de az söyleyip çok şey anlattığı öyküleriyle çıkıyor karşımıza bu kez. Yarattığı karakterlerin yaşadıklarını anlayarak onlarla bağ kurmamızı istiyor âdeta.
Yıllarca denizlerde dolaştım. Çeşitli balıklar tuttum. Kıyılarda midye çorbaları pişirdik, yaktığımız ateşlerde balıklar kızarttık. Şiirlerimden çıkmaz oldu deniz, her gün kurup kurup bozduğum efsanesiyle…
Bir kitap koleksiyoncusunun yaşamının bir günü: Biraz sabit fikir, biraz arayış, biraz fantazi…
Çepeçevre duvarla sarılmış
Kocaman bir avludayız, yani küçücük
Kocamanız yani
Okulların üstündeki gökler yırtılmaz, delinmez türden kuşkusuz. Ve bu duvarları böylesine yüksek yapanlar hiç okulda okumamışlar besbelli.
Büyük ilgisizliği Marie France Boyer ile “Katıların genleşmesi”nin, usumun çengelleri günün olaylarına takılı tepemden çatlıyorum. Çözümsüz fizik sorunları bunlar, bu kitabı yazanın anasını belliyorum.
Benim penceremin otuz iki…
‘Fethi Naci’nin geniş dünyası hiçbir zaman edebiyatla sınırlı kalmadı. Dünyayı değiştirecek temel gücün emekçiler, üretim süreçleri ve buna dayalı siyaset olduğunu biliyordu. İktisat öğrenimi, Marksizm ve edebiyat, hayat denilen mucizenin gizlerini kulağına fısıldamıştı. Hayatta gerçek olanla sahtesini ayırmada hiç güçlük yaşamazdı. Bu nedenle onunla kurulan yakınlıklar, biraz da gerçek hayata yaklaşmak gibiydi.’
İngiliz yazar ve sanat eleştirmeni John Berger, Latife Tekin’le bir rakı masasında iki masalcı olarak aralarında geçenleri, sanatçının düş görebilme yeteneğinin sınırlarını atartışmaya açıyor…
“Savaşta gördüklerimizi, yurda dönüşte yaşadıklarımızı, döndüğümüzde karşılaştığımız manzarayı yazıyorduk. Bu da edebiyatımızın karakterinin savaş, yurda dönüş ve yıkıntı üzerine şekillenmesine yol açtı. Savaşta altı yıl sonra yurda dönmüştük, karşımızda yıkıntılar bulmuş, yıkıntılar üzerine yazıp çizmeye başlamıştık. İşin tuhafı, “yıkıntı edebiyatı” ismini sitemli ve nerdeyse gücenik tonda kullanıyorduk.”
“Mübadele’nin 100. yılında Savaş, Sürgün, Edebiyat”ın konu alındığı 2. Sayıda, Turgay Fişekçi, Elif Batuman, Edward Said ve Heinrich Böll’ün yazıları yer alıyor.
İngiliz dilinin en büyük ustalarından biri olan İngiliz asıllı Amerikalı şair W.H. Auden pek çok genç şairin örnek alacağı bir isim. 1973 yılında hayata gözlerini yuman ve bu yıl 50. ölüm yıl dönümünde anılan ünlü şair sanılanın aksine “genç yazarı” teşvik etme konusunda oldukça sert bir tavır izlemişti. 1948 yılında yayımlanan Poets at Work adlı…
Edebiyatçı, gazeteci ve sanatçı kimliğiyle sahip olduğu etki alanıyla Ortadoğu direnişini şekillendiren Gassan Kanafani, ‘Hiç ateş etmemiş bir komandoydu; silahı tükenmez kalemi, mekanıysa gazete sayfalarıydı’ diye adlandırılan sarsılmaz bir karakterdi. 36 yaşındayken Mossad tarafından katledilen Kanafani, sosyalist bir Filistin için sanatı, edebiyatı, teoriyi ve örgütlenmeyi kısa hayatına sığdırdı. Ardında onlarca roman, tiyatro oyunu, bilimsel çalışma…
Haftanın öne çıkan kitapları arasından sizlere özel bir derleme yaptık. Keyifli okumalar ve iyi pazarlar dileriz.
