Share This Article
Pierrette Rosset | Fransızcadan çeviren: İsmail Yergüz
“Aslında, biliyorsunuz, benim tek uluslararası rakibim Tenten‘dir!” diyordu Charles de Gaulle, André Malraux‘ya. Elli milyon satmış, (Bugün bu oran 200 milyonu aştı) 27 dile çevrilmiş, iki filmi yapılmış. Tenten‘ler her şeyden önce ender görülen bir uzun ömre sahip ezici rakamlardır. Doğar doğmaz ünlenen Tenten, her zaman sevilmişti.
Bu arada Pierrette Rosset dünyanın en ünlü delikanlısının ellinci yılını kutlamak için Brüksel’e, babası Hergé’yi görmeye gitti. Hergé, Tenten gibi, bir delikanlı: Bogartvari yağmurluğu içinde, kusursuz bir siluet, hoş, son derece şık, yandan ayrılmış kır saçlar! Yalnızca kibarlık ve inceliği ile başka bir çağa ait. Arkasında fırtınalar olduğu izlenimi veren biraz gizemli bir incelik ve kibarlık… 71 yaşındaki, evli, çocuksuz, gerçek adı Georges Rémi olan bu bey basit olamayacak kadar terbiyeli.
Tenten’in maceralarında erkekler vardır, ama kadınlar azdır ya da hiç yoktur. Gerçekten mizojin (kadın düşmanı, kadın sevmez) misiniz?
Sık sık yapılıyor bu eleştiri bana! Şu var ki, kadınların karikatürlerini yapmak kolay değildir. Gene de birkaç tane var… Mesela, General Alkazar’ın karısı. Onu gerçekten gördüm televizyonda, Ku Klux Klan üyesi Amerikalı bir kadındı!
Castafiore’yi unutmayalım!
Castafiore, büyük şarkıcı, o da epey gülünç tabii ki, ama cömert ve yürekli bir insan. Tenten ve Serseriler‘de hapisteki yaşamını uzun uzun anlatmak isterdim. Düşünüyorum da neler çektirmiştir gardiyanlara kim bilir!
Tenten kadınlarla pek ilgilenmez mi?
Hayır, ama bakın Profesör Turnesol fazlasıyla çapkın bir karakter. Bu karakteri yaratırken esinlendiğim kişi babamdı. Kadınları hep ince, küçük, kırılgan şeyler gibi görür, sevimli küçük bayanlar derdi onlara. General Alkazar’ın korkunç karısının önünde Turnesol sevgi ve şefkatten eriyor.

‘Her türlü totalitarizmden korkarım’
Tenten kaç yaşındadır? Elli yılda, yaşlanmadı ama değişti mi?
Çok kesin olarak söylemek gerekirse, (Hergé kesinliğe tapıyor!) Tenten elli yılda yaklaşık üç yaş ihtiyarladı, çok bir şey değil tabii ki bu. Başlangıçta 14 yaşındaydı, şimdi 17…
Ve Tenten ve Serseriler‘de golf pantolonunu atarak kot pantolon giydi. Ama başa dönelim mi, yani Tenten Sovyetlerde‘nin 16 Ocak 1929’da Katolik ve aşırı sağcı yayın organı Le Petit Vingtième‘de yayımlanmasına…
Çocuklar için haftalık ek Le Petit Vingtième‘de daha doğrusu. Yazişleri müdürü rahip Norbert Wallez, beni Le Petit Vingtième‘in yazıişleri müdürü yapmıştı. Daha önce bir dergi için Le Boyscout belge, resimli bir öykü yazmıştım: Totor CP. Mayıs böcekleri...
Resim öğrenimi görmüş müydünüz?
Bir keresinde Saint-Luc diye bir okula gitmiştim. Alçıdan bir sütun başlığının önüne oturtmuşlardı beni. Terk ettim orayı hemen ve bir daha da dönmedim.
B.D’nin (bande dessinée; çizgi roman) büyük isimleri (bande dessinée demeyin, köylüler gibi oluyor), Edgar Jacob, Jacques Martin, Bob de Moore gibi isimler Hergé stüdyolarında çalıştılar. Pencerenin yanında, Hergé’nin özel çalışma odasında, resimli küçük bir masa var. Duvarda, Lichtenstein tarafından yeniden yapılmış Monet’ nin katedralleri. Hergé, büyük bir tutkuyla modern resimle ilgilenmekte. Bir rafta düzensiz biçimde sıralanmış uçaklar, füze, arabalar, Otakar’ın asası, bir Tenten büstü. Bu düzensizlik geçici: girişteki camlı dolap düzenlenmekte ve yakında Dupond’ların iki melon şapkası ve iki bastonu portmantoya asılacak.

Hergé resmi… resim yaparak öğrendi. Yıllar boyunca kahramanlar üzerinde çalıştı. Brüksel’deki stüdyosunda çalışan Hergé, aynı zamanda sekizasistanıyla birlikte çalışıyor ve Tenten’i ortaya çıkarıyor.
“Tenten Sovyetler’de” sizin gerici olarak damgalanmanıza yol açtı, yıllarca yeniden basılmadı… Geçen yıl Casterman yayınları arasında çıkan Hergé Arşivi’nin (Archives Hergé) birinci cildinde yeniden keşfettik onu.
Ne yapabilirdim, 22 yaşındaydım! Aşırı sağcı bir gazetede yazıyordum, gazetenin çizgisindeydim. Tenten gelişti o zamandan beri, ben de tabii.
Ve Tenten Sovyetlerde anti-sovyetizmi yeniden icat etmiş yeni filozofların kutsal kitabı olacak mı?
Bunu ben bilemem. Doğuştan izci ve katolik olan Tenten özellikle de Hergé, savaş sırasında yayınını sürdürdüğünden dolayı Kurtuluş’tan sonra “tasviye edildiğinden” uzun bir süre sağcı kabul edildi. Kısa sürdü bu tasfiye. Haftalık Tenten 1946’dan itibaren Belçika’da yayımlanmaya başladı. İki yıl sonra da, Dargaud Fransa’daki basımını gerçekleştirdi.
Gerçekten sağcı mısınız?
Her türlü totalitarizmden korkarım. “Tenten Sovyetler’de”yi ve “Tenten Kongo’da”yı (Tenten au Congo) hiç çekinmeden tehdit aracı olarak kullanıyorlar. Yerlileri Beyazlara karşı koruduğum “Tenten Amerika’da”dan (Tenten en Amérique) hiç söz edilmiyor… Irkçı, hangi anlamda ama? “Tenten Kongo’da”daki “küçük zenci” son derece “sömürgeci bir mantık” sergiliyor, doğrudur bu. Ama Zairelilerin onu yayımlamasını engellememiştir! Bunları belirttikten sonra, kesin olarak söyleyeceğim şudur ki bugün o kitapları yapmazdım.
Güney Amerika’da bir devrimin öyküsü olan Tenten ve Serseriler’de kâğıtları bilinçli bir şekilde, çok ustaca karıştırıyorsunuz.
Evet, general Alkazar’ın Fidel Castro gibi sakallı partizanları Amerika’dakine çok benzeyen büyük bir güç tarafından desteklenmiştir. Sanıyorum ki, benim ifşa ettiğim çokulusluların gücü ve silah tüccarlarının ortaklığıdır ve uzun zamandan beri böyledir bu! Tenten’in ve benim politika karşısında derin bir şüpheciliği benimsemiş olduğumuzu düşünüyorum.
Tenten’in bir politik bir de psikanalitik okuması var. İşi Tenten’ le kaptan Hadok’un, Tenten’le köpek Milu’nun dostluğunu kuşkulu bulmaya kadar götürenler oldu…
(Cevap yok. Hergé gözlerini yukarı kaldırıyor).

‘Kaptan Haddock beni oldukça iyi tanımlıyor’
Psikanalizle ilgileniyor musunuz?
Evet, hatta kendim de başladım psikanalize. Ama bıraktım. “Tenten Tibet’te”yi (Tenten au Tibet) bitirmek için büyük zorluklarla boğuştuğum bir dönemdi. Büyük bir depresyon geçiriyordum. Psikanalist bana “Kitabınızı bitiremeyeceksiniz” dedi ve ben kitabı bitirdim. Bunun üzerine psikanalizi bıraktım.
Senaryolarınızda hayranlık uyandırıcı bir açıklık var.
Açıklığa, okunabilirliğe olağanüstü önem veriyorum ve resimdeki kesinliğe de sürekli dikkat ediyorum. Benim resmimde daha iyi okunabilmesi için Çin resmindeki gibi gölge yoktur.
Ama kahramanlarınız çok büyük bir psikolojik karmaşıklık içinde.
Tenten değil! Tenten bir tanık, bir aynadır. Onda tuhaflık tam anlamıyla bağımsız olması ve “ailesinin bulunmaması”dır. Psikanalizden söz ediyordunuz. İşte önemli bir unsur.
Tenten’de çözümlenmesi gereken Oidipus kompleksi yok mudur?
Hayır! Bu bağımsızlık ergin yaştaki insanların keyfini kaçırır, çocukların değil. Coeur vaillant‘ın yazı işleri müdürü savaştan önce benden aileleri olan kahramanlar yaratmamı istemişti. Jo ve Zette böyle doğdu, çocuklarının macera peşinde koştuklarını gören ana baba sürekli gözyaşı döküyordu.
Tenten’e fizik açıdan benziyorsunuz ama ahlaki olarak benzemiyorsunuz değil mi?
Tenten’e kardeşim benzerdi daha çok. Kaptan Haddock beni oldukça iyi tanımlıyor. Ben de onun gibi çok tehlikeli biçimde öfkelenirim ama içmem!
Sevgili kaptan Haddok! İleri derecede alkolik olduğu bir dönemde – ne durumda olduğunu görmek için balon üfletmeye gerek yoktur ona – Tenten tarafından korunmuştur, yüce gönüllülükle düşüncesiz davranmayı, budalalık demiyelim saflığı bağdaştırıyor ve kesinlikle hataya düşmeyen sözsel bir dehası var. Hangimiz içimizde “başıbozuklar, “dış plazma” ve başka küfürler barındırmayız ki..
Babanız, profesör Turnesol’un bazı özelliklerini esinledi size. Dupond (t)ları da esinlemiş midir?
İlginç bir hikâyedir bu. Dupond(t)ların kahramanlarını yarattım ve babamla amcamın ikiz kardeş oldukları ve hep bir örnek giyindikleri sonradan aklıma geldi. Komşularından biri “Ah bu ikisi Dupond(t)lar işte” dedi. Öyle sanıyorum ki her yapıt kaynaklarını tuhaf bir biçimde yaratıcısının bilinçaltında buluyor.
“Sevgili kaptan Hadok! İleri derecede alkolik olduğu bir dönemde – ne durumda olduğunu görmek için balon üfletmeye gerek yoktur ona – Tenten tarafından korunmuştur, yüce gönüllülükle düşüncesiz davranmayı, budalalık demiyelim saflığı bağdaştırıyor.”

‘Yaratım için emek gerekiyor’
Tarihin doğru biçimde seyrinin gözden kaçmadığı ve görünüşte son derece kartezyen, mantıksal, kesin olan yapıtınızda fizikötesi olgulara ve düşüncenin yayılmasına epeyce ağır- lik veriyorsunuz. Sözgelimi Tenten Tibet’te’yi alalım. Tenten birdenbire tehlikede olan ve kendisinden yardım isteyen arkadaşı Çang’ın sesini duyar.
Tenten Tibet‘te benim en çok sevdiğim kitabımdır, bunun nedeni belki biraz önce söylemiş olduğum gibi onu zor koşullar altında yazmış olmamdır, ve ayrıca Çang benim çok önemsediğim bir kahramanımdır. Bana Mavi Lotus‘un [Lotus Bleu] ve “Tenten Tibet’te”nin Çang’ını esinlemiş olan Çang Çong Yen adlı bir Çinli’yle tanıştım. Hakiki Çang beni büyüleyen uzakdoğu düşüncesiyle (Zen Budizmle ilgileniyorum) ilgili bazı şeyleri anlamamı sağladı. Mavi Lotus‘ten sonra başka bir biçimde yazdım, çizdim. Çang sayesinde kitaplarımdaki eylemin geçtiği ülke üstüne ciddi biçimde belgeler toplamaya başladım. 1973’te Çin’e, Tayvan’a (Formoza) gittim. Kırk yıl önce yitirmiş olduğum Çang’ı bulmak umuduyla. Ve sonra, geçen yıl bir restoranda kadın arkadaşım yan masadaki Çinli bir karı kocayla konuştu kendilerinin Çang’ı çok iyi tanıdıkları anlaşıldı.
Çang Sanghay Güzel Sanatlar Akademisi‘nde heykelcilik dersleri veriyormuş. Yazıştık… Vize için başvurdum. Henüz almayı başaramadım ama Çang’ı tekrar görebileceğime inandım. Tenten gibi! Güzel bir hikâye değil mi?
Çocuklar için mi yazıyorsunuz?
7’den 77’ye… Çizgi romanın bütün karmaşıklığı burada yatar. Elli yılda, Tenten ve ben gibi, çok gelişti çizgi roman ama açık seçik bir yere koymak zor. Biliyor musunuz kısa süre önce bir kadın şunları söyledi bana:
“orunum kitaplarınıza bayılıyor. Oğlum büyük bir tutkuyla okuyor onları, itiraf etmem gerekir ki ben de… Ama bunlar bir tarafa, kuzum gerçek mesleğiniz nedir sizin?
(Hergé gülüyor…)
Gülüşün arkasında bir kırgınlık: Yaralanmış gurur? Hayır. Çok kolay bir şekilde “önemsiz” bulunan bir etkinliğin biraz marjinal özelliğini de pek yitirmeden dünya çapında bir başarıya dönüşmesini gören çizgi romanın tartışmasız önderinin kuşkuculuğu. Yaratıcı, evet; tanınmış, evet; övülen, evet. Tenten üniversitelerde inceleniyor, Tenten’le ilgili tezler yazılıyor ama çoğu zaman küçümseme gibi bir tavırla. Ama pek de ciddi olmayan bir olay mı?
Samimi bir şekilde şuna inanıyorum ki, hangi alanda olursa olsun yaratım için hep aynı emek, aynı işkence gerekiyor.
Böyle olduğuna inanmak için bilinçli bir şekilde olaylarını alıp götüren o sade, güzel, aydınlık albümlerden birinin gerektirdiği çalışmaya bakmak yeterlidir. Her tarafı taslaklarla dolu resim pırıl pırıl çizgilere ulaşılıncaya kadar temizlenir. Daha önce de birbiri peşi sıra gelen krokiler vardır.
Çoğu zaman poz veriyorum, asistanlarım resmimi yapıyor. Daha kolay oluyor böylesi çünkü ağızlığını tutarken general Tapioca’nın eline tam olarak hangi konumu vermek gerektiğini ben bilirim! Dekor konusunda çok titizimdir. Kendi hikâyelerime inanabilmem için ayrıntılı maketlere ihtiyaç duyarım! Hedef Ay‘ın füzesi. Desinatörün görüş açısını seçebilmesini sağlayan sökülüp takılabilen bir maket yaptırdım bunun için. Sydney’e 714 sayılı sefer‘deki (Vol 714 pour Sidney) Carreidas’ın uçağına bakın. Değişken geometrili kanatlarıyla tam bir prototiptir….
Çizgi romanla çok ilgileniyor musunuz?
Şöyle böyle. Claire Brétecher‘yi çok seviyorum ve Manara’yı çok, çok ilginç yeni bir sanatçı olarak görüyorum.
Başarılı olmak çok güzel bir şey mi?
Biliyor musunuz, insanda köklü bir değişiklik yapmıyor. Zor olan kabul edilmek.
Tam olarak mesleğinizin ne olduğunu hatırlatır mısınız bana?
Basit: sevgiyle hikâyeler anlatmak!
Bu röportaj, 1995 yılında yayımlanan “Gül Diken” dergisinin 6. sayısından alınmıştır.
