Share This Article
Gece yarısı synth’lerinin hüznüyle küçük şehir sokaklarının sıcaklığını aynı kasette buluşturan iki albüm: biri karanlığın içinden geçen bir iç döküş, diğeri eski dostluklar kadar tanıdık bir indie rock sarhoşluğu. John Grant, Grey Tickles, Black Pressure boyunca yaşlanmayı, kırılmayı ve hayatta kalmayı keskin bir mizahla anlatırken; Sportfreunde Stiller, New York, Rio, Rosenheim ile insanı bir anda yaz akşamına taşıyor. New wave’in melankolik gölgelerinden indie rock’ın içten coşkusuna uzanan bu seçki, şehir ışıkları altında yalnız yürüyenlerle kalabalık konserlerde omuz omuza şarkı söyleyenleri aynı yerde buluşturuyor.
John Grant – Grey Tickles, Black Pressure

Yayın Yılı: 2015
Uzunluk: 57 dakika 23 saniye (14 şarkı)
Tür: Synth-Pop, Elektronik Rock, Soft Rock, New Wave
Albümün En Çok Dinleneni: Grey Tickles, Black Pressure
Yazarın Favorisi: Global Warming
The Czars grubundan çok iyi tanıdığımız John Grant, 2006’da grup dağıldıktan sonra solo kariyerine odaklandı. Dört yıllık ‘kısa’ bir emeklilik sürecinin ardından 2010 yılında Queen of Denmark ile solo kariyerine başlangıç yapan Grant, 2015’te Grey Tickles, Black Pressure albümünü yayınladı. Bu albümün, diğer iki albümüne göre daha ‘öfkeli ve depresif’ olduğunu rahatça söyleyebiliriz. (Grant, albümün fragmanında kanlar içinde, adeta psikoz halinde görülüyor. Fragmanı; insanların, kendisinin cinsel yönelimiyle ilgili söylediklerinin ruhunda yarattığı hissiyatın bir dışavurumu olarak tanımlıyor.)
Albümle ilgili Fun Fact: Albüm ismindeki “Grey Tickles”, İzlandacada “orta yaş krizi” anlamına gelen bir deyimin İngilizceye kelimesi kelimesine çevirisidir. “Black Pressure” ise Türkçedeki “karabasan” kelimesinin birebir çevirisidir! Yani albümün isminin aslında Türkçe ve İzlandaca kelimelerden oluştuğunu ve “Orta Yaş Krizi, Karabasan” anlamına geldiğini söyleyebiliriz.
Dil konusuna takıntılı olan ve birden fazla dili akıcı bir şekilde konuşabilen Grant’in bu albümde oldukça derin ve anlamlı sözler yazmasına şaşırmamalı. Albüm temel olarak yaşlanmayı, Grant’in HIV pozitif statüsünü kabullenme sürecini, geçmişteki bağımlılıklarını, kalp kırıklıklarını ve tüm bunlarla başa çıkarken sığındığı şeyleri kapkara bir mizahla anlatıyor.
Albüme de adını veren ‘Grey Tickles, Black Pressure’ ile melankolik bir açılış yapıyoruz. Albümün çıktığı sene 46 yaşında olan Grant, ‘orta yaş krizi’ne bizi ilk şarkıdan dahil ediyor. Peki tüm şarkılar aynı modda mı? Kesinlikle hayır. Örneğin ‘Snug Slacks’te 70’ler disko melodileri bizi karşılıyor. ‘Guess How I Know’da ise tabiri caizse ‘kayış kopuyor’. ‘Global Warming’e kadar tempo yavaş yavaş düşüyor.
The Independent ve The Guardian gibi dev yayınlardan tam puan alan bu albümü dinleyerek, yaralı ama dimdik ayakta duran bir adamın hayatta kalma dansına eşlik edebilirsiniz.
*
Sportfreunde Stiller – New York, Rio, Rosenheim

Yayın Yılı: 2013 (24 Mayıs 2013)
Uzunluk: 38 dakika 54 saniye (12 şarkılık standart sürüm) / 64 dakika 57 saniye (20 şarkılık “Germering de luxe” özel sürümü)
Tür: Indie Rock, Pop-Rock, Alternatif Rock
Albümün En Çok Dinleneni: Applaus, Applaus
Yazarın Favorisi: Festungen & Burgen
İlk kez 1996 yılında ‘Stiller’ olarak piyasaya çıkan Alman indie rock grubu Sportfreunde Stiller; adını, grup üyeleri Peter Brugger (vokal) ve Florian Weber’in (davul) uzun süre futbol oynadığı Germering’deki mahalli futbol takımının teknik direktörü Hans Stiller‘dan alıyor. (Grup futbola aşık desek yeri. Hatta 2000 yılında çıkardıkları ilk albümlerinin adı bile So wie einst Real Madrid – ‘Tıpkı Real Madrid’in Bir Zamanlar Yaptığı Gibi’ diye çevirebiliriz sanırım.)
İlk uluslararası hiti 2002 yılında çıkardıkları ‘Ein Kompliment’ olan grup, 2013’e kadar iki EP, çokça single ve beş albüm yayınladı. Grup 2013 yılında ise, bana göre, kendi müzikal olgunluklarının zirvesi olan New York, Rio, Rosenheim albümünü piyasaya sürdü.
Albümle ilgili Fun Fact: Albümün adı, Alman müzik grubu Trio Rio’nun 1986 tarihli meşhur “New York – Rio – Tokyo” adlı dünya hitine çok esprili bir saygı duruşu ve kelime oyunudur. Sportfreunde Stiller üyeleri, küresel dev metropoller olan New York ve Rio’nun yanına Tokyo yerine kendi Bavyera kökenlerine yakın, küçük ve mütevazı bir Alman şehri olan Rosenheim’ı koymuşlardır.
Standart versiyonu 12 şarkıdan oluşan bu albüm, hiç Almanca bilmeseniz bile (bkz. ben), müziğin evrenselliğini yüzünüze çarparcasına sizi içine çekiyor. Albüm, yıllar sonra bir üniversite arkadaşınızla karşılaşmışsınız da sanki aradan hiç zaman geçmemiş gibi aynı samimiyetle muhabbet ediyormuşsunuz hissi yaratıyor. Adındaki o esprili zıtlıktan da anlaşıldığı gibi; dünyanın en büyük metropollerinin (New York, Rio) şaşaasını hayal ederken bir yandan da kendi küçük kasabanızın (Rosenheim), mahallenizin ve dostlarınızın sıcaklığını kucaklayan bir ruh hali taşıyor.
‘Eine Hymne auf Dich’ şarkısıyla yüksek tempolu bir açılış yapıyoruz. Albümün üçüncü şarkısı (ve uluslararası hiti) ‘Applaus Applaus’la bir dingin göl kenarına ışınlanıyoruz. Sonrası ise tam bir rollercoaster! Albüm sizi samimi havasından çıkarmadan bir yavaş, bir hareketli şarkıyla sallıyor. ‘Unter unten!’ ile bir stadyumda omuz omuza bağırıyor gibi hissederken, ‘Festungen & Burgen’le derbeder oluyoruz. Albüme adını veren ‘New York, Rio, Rosenheim’ ve ‘Lederjacke’yi de mutlaka dinleyin derim.
The Independent ve The Guardian gibi devlerden tam puan alan bu albümü dinleyerek, yaralı ama dimdik ayakta duran bir adamın hayatta kalma dansına eşlik edebilirsiniz.

