Share This Article
1996’da kurulmuş ve adını ‘Godzilla’ nın orijinal okunuşundan alan Gojira, bana göre Fransız metal sahnesinin en önemli temsilcisi. Joe (vokal&gitar) & Mario Duplantier (davul) kardeşlerin liderliğinde çok kaliteli işler çıkaran grubun üçüncü stüdyo albümü ise 2005 yılında çıkardıkları From Mars to Sirius. Albüm, konsepti itibariyle türünün ilk ve tek örneği diyebiliriz. Bizi ölü bir gezegenin dirilişine tanık ederken, her şarkıda varoluşumuzu sorgulatıyor. Gojira, bu albümde doğa & kainat ikilisini şarkılarında sonuna kadar işliyor.
Gojira – From Mars to Sirius

Yayın Yılı: 2005
Uzunluk: 66 dakika 52 saniye (12 parça)
Tür: Death Metal, Progresif Metal
Albümün En Çok Dinleneni: Flying Whales
Yazarın Favorisi: Global Warming
Albümün açılış şarkısı ’Ocean Planet’ da bizi bir balina sesi karşılıyor. ‘Unicorn’ a kadar yükselen albüm, burada dinginleşiyor. ’The Heaviest Matter of the Universe’ ile tekrar uçuşa geçiyoruz.
Konserlerinin değişmez parçası ‘Flying Whales’ ile birlikte albüm zirveye ulaşıyor. Herhalde bu şarkının intro’sunu duyup da ‘gaza’ gelmeyen yoktur :) Şahsi favorim ise albümün son şarkısı olan ‘Global Warming’. Hem teknik olarak hem de sözleri itibariyle kusursuz bir şarkı.
Bu şarkıyı dinlerken gerçekten bambaşka şeyler hissediyorum. Gojira da bu şarkıyı ‘duygusal olarak çok ağır ve hatta neredeyse diğer şarkılarını bir noktada ‘yaralar’ nitelikte gördüğü için setlist’lerine eklemediğini belirtmiş.
Albümle ilgili Fun Fact: Albümün adı tamamen felsefi bir metafor barındırır. Roma savaş tanrısı olan “Mars” (şiddet ve yıkım), bazı antik kültürlerde barışı, umudu ve aydınlanmayı temsil eden “Sirius” yıldızıyla mükemmel zıtlık oluşturur. Ayrıca albümün ikonik “Flying Whales” (Uçan Balinalar) konsepti, solist Joe Duplantier’in balinaların tıpkı insanlar gibi devasa miktarda “gri maddeye” sahip çok kompleks canlılar olduğunu okumasından doğmuştur.
Albümün başında ‘ölü’ olarak nitelendirilen gezegende tekrar hayatı bu şarkıyla filizlendiriyorlar.
Şarkının son üç dakikasında ise haykırdıkları tek bir cümle var:
We will see our children growing
Ancak şunu da atlamamak lazım, en sert metal dinleyicisi için bile baştan sona dinlemesi kolay bir albüm değil. Bu sebeple beğendiğiniz şarkıları kaydedip gezegenler arası yolculuğa o şekilde çıkmanızı öneririm :)
*
Ghost – Skeletá
Ghost, müzik tarzı ve konsepti itibariyle oldukça ilgi çekici bir grup. (Yüzlerini asla görmediğimiz enstrumantalistler ‘Nameless Ghouls’ ve yılar içerisinde persona değiştiren vokal) İsveç’li grubun altıncı stüdyo albümü Skeletá bizi Orta Çağ’ın karanlığına 80’lerin hard rock riff’leriyle götürüyor.
Yayın Yılı: 2025
Uzunluk: 46 dakika (10 şarkı)
Tür: Heavy Metal, Hard Rock
Albümün En Çok Dinleneni: Lachryma
Yazarın Favorisi: De Profundis Borealis

Albümün açılış şarkısı ’Peacefield’ ilginç bir şekilde bana Journey efsanesi ‘Seperate Ways’ i anımsatıyor. Satanized şarkısında da Scorpions vibe’ı alıyorum.
Skeletá evreni tamamen suçluluk duygusu, inanç, kimlik krizleri ve başarısızlıkla yüzleşme üzerine kurulu. Bir yandan görkemli riffler ve akılda kalıcı nakaratlar eşliğinde başınızı sallarken, diğer yandan ruhsal bir çöküşün, kendi içindeki şeytanlarla hesaplaşan yorgun bir zihnin feryatlarını duyuyorsunuz.
Albümle ilgili Fun Fact: Grubun hikayesinde yeni bir sayfa açan ve “Papa V Perpetua” karakterini tanıtan bu albümün en iç ısıtan detayı, açılış şarkısı olan Peacefield’ın introsunda duyulan küçük kız çocuğu sesinin bizzat projenin beyni Tobias Forge’un kendi kızı Minou’ya ait olmasıdır.
Albümle birlikte Ghost ayinlerinin başına geçen Papa V Perpetua karakteri, önceki papaların o karizmatik ve kontrolcü yapısının aksine, tamamen “karanlık güçlere teslim olmayı” ve şeytani bir ele geçirilişi temsil ediyor.
‘De Profundis Borealis’ (Kuzey Denizi’nin Derinliklerinden diye çevirsek yanlış olmaz sanıyorum) ise albüm konseptini bana en çok geçiren şarkı:
Every time you feel the wind blow
And a glow within you dies
When tomorrow comes, you will know
That the morning thaws the ice
ABD Billboard 200 listesinde 1 numaraya ulaşmayı başaran bu albümü büyük bir keyifle dinleyeceğinizden eminim.

