Erdoğan, İmamoğlu’nu mahkeme süreçleriyle saf dışı bırakmaya çalışıyor

Share This Article
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, yetkililer tarafından kendisine yöneltilen ve çoğu zaman anlaşılması güç olan davalar ve soruşturmaların sayısını artık kendisi bile unuttu! Bu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü rakiplerden biri olmanın bedeli.
53 yaşındaki İmamoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 23 Mart’ta gerçekleştireceği “toplantıda, “ön seçimde” muhalefetin cumhurbaşkanı adayı olarak ilan edilmesi bekleniyor.
İmamoğlu, İstanbul’da üç zorlu seçimi kazanarak dikkat çekti. Daha da önemlisi, CHP geçtiğimiz yıl Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) için sağlam kaleler olarak görülen İstanbul ilçelerini kazanmayı başardı.
Bu başarılar göz önüne alındığında, Erdoğan’ın yetkililerinin İmamoğlu’nu yavaşlatmak ya da en uç senaryoda onu hapse atmak amacıyla hukuki süreçleri devreye sokması şaşırtıcı değil. İmamoğlu, bu davalardan biri nedeniyle 30 Ocak’ta Çağlayan Adliyesi’nde ifade vermişti.
‘Erdoğan için en büyük tehdidi oluşturuyor’
İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan, “Belediye başkanının siyasi faaliyetlerine karşı geniş çaplı bir hukuki saldırı var,” dedi ve İmamoğlu’nun 6 yıl önce belediye başkanı olmasından bu yana hakkında 42 idari ve 51 adli soruşturma açıldığını belirtti. İmamoğlu ise yaptığı basın toplantılarında, Erdoğan’ın kendisini 25 yıla kadar hapis cezası tehdidiyle boyun eğdirmeye çalıştığını ileri sürüyor.
Bu davalar, ciddi suçlamalardan absürt iddialara kadar geniş bir yelpazeye yayılıyor. Bunlardan biri, Sultan II. Mehmed’in türbesine tekme attığı iddiası. Bir diğeri ise, belediye tarafından Adalarda sefere başlayan “Adabüs” uygulamasının yargıya taşınması.
Ciddi suçlamalar arasında, İmamoğlu’nun Akın Gürlek‘e yönelik eleştirisi yer alıyor. Yetkililer, bu eleştiriyi “terörle mücadele eden bir kamu görevlisini tehdit etmek” olarak değerlendiriyor. Bu davanın, İstanbul’un sert kararlarıyla bilinen 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde önümüzdeki ay başlaması planlanıyor.
Hakkında açılan adli soruşturmalar; tehdit, görevi kötüye kullanma, ihale yolsuzluğu ve rüşvet gibi iddiaları içeriyor. Şu ana kadar bunlardan 29’u sonuçlanmış durumda, 5 dava ise hâlâ yargı aşamasında.
Gazeteci-yazar Soli Özel ise yargı alanındaki bu yoğun hareketliliğin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın artan etkisini yansıttığını belirtti ve ekledi:
Bugün İmamoğlu, Erdoğan için en büyük tehdidi oluşturuyor. Yargı tarafından gerekli görüldüğünde art arda açılan davalar, bu tehdidi ortadan kaldırmaya yönelik.
Cumhurbaşkanlığı Seçimi 2028’den önce planlanmıyor ancak AKP, geçen yıl yapılan yerel seçimlerdeki kötü performansının ardından zor bir süreçten geçiyor. Hukuki mücadeleye odaklanan Erdoğan, CHP’yi hırsızlık, yolsuzluk ve usulsüzlükle suçluyor ve AKP dışındaki medyanın muhalefeti akladığını öne sürdü. AKP, konuyla ilgili yorum yapma talebine yanıt vermedi.
Diploma Tartışması
CHP’nin 23 Mart’ta İmamoğlu’nu cumhurbaşkanı adayı olarak göstermesi beklenirken, gözler savcı karşısına çıkan İmamoğlu’na çevrilmişti.
Bu görüşme, onun 1994 yılına ait üniversite diploması ve bunun sahte olup olmadığına dair kanıt sunmak amacıyla gerçekleşti. Zamanlamanın tesadüf olmadığı düşünülüyor; zira diploma, cumhurbaşkanlığı adaylığı için gerekli belgeler arasında yer alıyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 22 Şubat’ta Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) İmamoğlu’nun yatay geçişiyle ilgili hazırladığı rapor sonrasında soruşturmayı başlattı.
İmamoğlu’nun destekçileri, diplomanın sahte olmadığını savunuyor. İstanbul CHP milletvekili Turan Taşkın Özer, “Hükümetin taktiği ortada. Yargı üzerinde baskı kurarak akıl almaz davalar açıyorlar. Bazen hukukun temel ilkeleri tamamen hiçe sayılıyor,” ifadesini kullandı.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın halihazırda bir hapis cezası kararı bulunuyor. 2022’de bir yargıç, 2019 seçimlerini kazandıktan sonra seçimin iptal edilmesine tepki gösteren İmamoğlu’nun, Yüksek Seçim Kurulu yetkililerine hakaret ettiği gerekçesiyle 2 yıl 7 ay hapis cezasına çarptırılmasına hükmetti.
Dava temyiz sürecinde ancak avukatı Pehlivan, bu süreci onun seçimlere katılmasını engelleme girişimi olarak tanımlıyor. İlginç bir şekilde, İmamoğlu’nun diploması hakkındaki tartışmalar, daha önce Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığına aday olabilmesi için gerekli olan üniversite diplomasına sahip olup olmadığı konusunda yaşanan tartışmaları anımsatıyor. (Türkiye Anayasası’na göre, cumhurbaşkanının 40 yaşını geçmiş olması ve yükseköğrenimini tamamlamış olması gerekiyor.)
‘Despotik bir sistemle mücadele ediyoruz’
Murat Yetkin‘de Erdoğan’ın İmamoğlu’nu kendisine tam anlamıyla zıt bir figür olarak gördüğü için tehdit olarak algıladığını savunuyor. “Açılan davaların neredeyse tamamında, siyasetten men edilmesine yetecek uzunlukta bir hapis cezası talep ediliyor. Bu nedenle ortada gerçek bir risk var,” diyen Yetkin, CHP’nin diğer güçlü cumhurbaşkanı adayı olarak görülen, ancak daha mütevazı bir profil çizen Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın da benzer yasal zorluklarla karşılaşabileceğini ekledi.
İstanbul CHP milletvekili Özer, “Biz, siyasi rakiplerini saf dışı bırakmayı meşru bir yöntem olarak gören despotik bir sistemle mücadele ediyoruz,” dedi.
Özer ayrıca İstanbul’un en kalabalık ilçesi Esenyurt’un CHP’li belediye başkanının tutuklandığını, şehrin en zengin ilçesi Beşiktaş’ın belediye başkanının da gözaltında olduğunu hatırlattı. İstanbul’da CHP’li bir başka ilçe belediye başkanının daha tutuklu olduğunu belirtti.
Muhalefet ise geri adım atmıyor.
“Biz tehditlere göre pozisyon alan ya da geri çekilen insanlar değiliz,” diyen Özer, kararlılıklarını vurguladı:
Söylemeye devam edeceğiz: ‘Elinizden geleni ardınıza koymayın!’
Bu yazı, Elçin Poyrazoğlu tarafından POLITICO için hazırlanmıştır.
