Share This Article
Judith Butler | Çeviren: Işık Balkan
Donald Trump, Jeffrey Epstein dosyalarının tam olarak kamuya açıklanmasını engellemeye çalışarak birçok MAGA destekçisini kendisinden uzaklaştırdı. Peki, bu destekçilerin öfkesi Trump’ın reşit olmayan kızlarla cinsel ilişkiye girmiş olabileceğine mi dayanıyor, yoksa kamuoyunun bilgi edinme hakkını sınırlamak için makamını kullanmasına mı?
Trump’ın en ateşli destekçilerinin çoğu, Amerikan siyasetinin “derin devlet” tarafından kontrol edildiğine ve devleti inşa etme ve onun gizli faaliyetlerini Demokratların üstlendiğini düşünüyor. Trump’ın, güçlü isimlerin bir insan kaçakçılığı ağına karışmış olabileceğine dair ayrıntılar içeren bir dosyanın açıklanmasını engellemesi, aslında yalan söyleyerek kazanç sağlayan ve sıradan insanları karanlıkta bırakan diğer politikacılardan farksız davranması anlamına geliyor. Aşırı sağcı radyo sunucusu Alex Jones, Trump’a şöyle çıkıştı: “Sen papa değilsin, kardeşim!” Steve Bannon ise Trump’ın sadık destekçilerinin yüzde 10’unun ona yüz çevireceğini öngörüyor (yani hâlâ Trumpçı kalacaklar ama Trump’a karşı olacaklar!).
Kadınlara yapılan iğrenç muamele sağın umrunda değil!
Dünya çok daha iyi bir yer olurdu eğer bugün Trump’a kızgın olan bu destekçiler, öfkelerini çocuk istismarı, çocukların kandırılarak sömürülmesi ve genç kadınların zorla yönlendirilmesine yöneltmiş olsaydı (Adalet Bakanlığı’na göre, binin üzerinde kadın ve kız çocuğu Epstein ağı tarafından mağdur edilmiş). Fakat onların dikkati bu noktada toplanmış görünmüyor. Bu kadınlara yapılan iğrenç muamele sağ kanadın öfkesinin merkezinde değil; buna karşın feminist sol onların sesini duyurmaya devam ediyor.
Trump ise Epstein meselesinin bütünüyle bir “aldatmaca” olduğunu iddia ediyor ve kendi destekçilerini “aptal” ve “zayıf” olmakla aşağılıyor. Destekçilerinin tepkisi hızlı ve sert oldu; çünkü Trump artık onları küçümseyen seçkinlere –örneğin kendilerini “sefiller sürüsü” olarak nitelendiren Hillary Clinton’a– benziyor. Trump, onların şikâyetleriyle alay ederek gidecek başka yerleri olmadığını söylüyor. Bu yüzden destekçileri yalnızca hayran oldukları lider tarafından aldatılmış hissetmiyor; aynı zamanda küçük düşürülmüş, aşağılanmış ve öfkelenmiş durumdalar. Tıpkı Demokratlar iktidardayken hissettikleri gibi.
MAGA hareketindekiler, Trump’ın kamuoyu önünde yalan söylemesine zaten alışkındı. Onlar, Trump’ın seçkinlere karşı meydan okumasından heyecan duyuyordu. Trump, küfürler savurdu, aklına geleni söyledi, hakikat ölçütlerini ve kanıta dayalı argümanları küçümsedi, insanların haklarını gasp etmeye hazır olduğunu gösterdi, feminist ve LGBTQIA+ hareketlerinin hukuki kazanımları elinin tersiyle itti, ırk ayrımcılığının acı tarihini alaya aldı ve okullarda kitapları yasakladı. Tüm bunları da liberal ve sol çevrelerin öfkesine rağmen yaptı.

Trump kendi taraftarlarını gözden çıkarttı
Onlar, solun her otoriter hamle karşısında –anayasaya dayalı demokrasiyi ve insan hakları çerçevelerini aşındıran her eylem dâhil (kaçırma, gözaltına alma ve sınır dışı etme gibi)– şoke olmasından keyif alıyordu. Solun sergilediği her duyarlılık, MAGA hareketi için yoğun bir haz kaynağıydı. Yaşananlar sonudunda duyarlı insanlar acı çekerken, MAGA taraftarları bir “güç” zehirlenmesi yaşıyor, beyaz erkekçi otoritenin yeniden canlandığını hissediyor, kendilerinin asla sahip olamayacağı bir gücü elinde toplayan biriyle özdeşleşmenin heyecanını tadıyor, günlük hayatlarının giderek artan güvencesizliğini unutma fırsatı buluyor ve coşkulu bir hınç alanında sürüklenmeye devam ediyordu.
Ama şimdi Trump onları yalnızca güçsüzlük hissine değil, aynı zamanda gözden çıkarılabilir oldukları duygusuna da geri döndürdü ve öfkeleri giderek artıyor. Kendilerini, alay etmekten en çok keyif aldıkları insanların yerinde hiç düşünmemişlerdi. Kahramanlarının bir gün kendileriyle alay edeceğini, onları küçümseyip bir kenara atacağını, sözünden döneceğini ve yüzlerine karşı yalan söyleyeceğini hiç hayal etmemişlerdi. Şimdi kendilerini, aşağıladıkları insanların konumunda buluyorlar; katlanılamaz bir güçsüzlük hissine geri dönmüş, marjinalleşmişlik duygularını pervasızca bir zulüm ve yıkım gösterisine dönüştürmesi gereken adam tarafından kandırılmış durumda hissediyorlar.
Trump her zaman, yalnızca kendi çıkarı ve gücü için hareket ettiğini açıkça ortaya koydu. Daha kârlı bir anlaşma söz konusu olduğunda, gözden çıkarılamayacak hiçbir şey yoktu. Destekçilerinin alkışladığı o utanmaz zulüm, şimdi hiç tereddüt edilmeden onlara yönelmiş durumda. Trump onlara, Epstein komplosuyla kandırıldıklarını söylüyor; ancak bazıları artık aslında onun kendilerini kandırıp yüzüstü bıraktığını fark ediyor: Bir iddianın arkasına saklanmış bir itirafı gizlediğini görebiliyorlar.
MAGA hareketi, Trump’sız bir Trumpçılık kuracak
Trump’ın utanmazca sergilediği zalimlik gösterisinden keyif almış olanlar, şimdi aynı zalimliğin hedefi hâline geldiler. Onların ahlaki öfkesi, bu tersine dönüşün yarattığı şoktan ve ihanete uğramışlık hissinden kaynaklanıyor. Ancak şu soruyu sormak gerekiyor: İçlerinden herhangi biri, anayasal demokrasinin açık ve sınırsız biçimde yok edilmesi üzerinden otokratik güç kazanma yönündeki Trumpçı mantığı sorgulayacak mı? Ve bu nedenle ona karşı güçlü bir demokratik toplumsal hareketin gerekliliğini görecek mi? Epstein’ın cinsel istismar ve insan kaçakçılığı ağından kurtulanların sesleri, nihayetinde Trump’tan kopan bu kitleler tarafından duyulup savunulacak mı?
Ne yazık ki, ben buna pek ihtimal vermiyorum. Görünüşe bakılırsa en olası senaryo, MAGA hareketinin Trump’sız bir Trumpçılığı kucaklamaya devam etmesi; kendilerine keyif verecek yeni bir zalimlik gösterisi vaat etmesi, ama artık –ya da asla yeniden– o zalimliğin katlanılmaz sonuçlarına maruz kalmamalarıdır.
Bu yazı, London Review Book’da yayımlanan “Trumpists against Trump” başlıklı yazıdan çevrilmiştir.

