Share This Article
Öykü ve romanlarıyla her yaştan okurun ilgiyle takip ettiği Aslı Tohumcu’nun derlediği, farklı yazarların kaleminden çıkan on bir hikâyeden oluşan Ne Olmak İstemem?, Can Çocuk Yayınları etiketiyle yayımlandı. Tohumcu’nun diyardan diyara, maceradan maceraya yelken açan “Karadankaçanlar” gemisinin kelimelerle oynamayı seven, büyümeyi ise biraz sorgulayan tayfası; bu kez “Ne olmak istemem?” sorusunun peşine düşüyor. Çocuk edebiyatının çoğu zaman geri planda bıraktığı huzursuzluklara, itirazlara ve kaçınma hâllerine alan açan bu derleme, yalnızca çocukluğun hayal gücünü değil; onun kırılgan, asi ve arayış içindeki yanlarını da görünür kılıyor. Biz de Aslı Tohumcu’yla, Karadankaçanlar tayfasını bir araya getiren editoryal süreci, çocukların “istememe hakkını” ve bugünün çocuk edebiyatında açılan yeni imkânları konuştuk.

”Büyüyünce ne olacaksın?’ sorusu, çocuklara büyük bir yük bindiriyor’
Bu kitapta sizinle birlikte on bir farklı yazarın öykülerini okuyoruz. Hem yazarları seçerken hem de metinleri bir araya getirirken nasıl bir editoryal çerçeve belirlediniz? Farklı sesler arasında ortak bir ton ya da tema yakalama süreci nasıl işledi?
Kitaptaki yazarlar, yürüttüğüm yaratıcı yazarlık atölyelerinin, yani kendi deyimimizle (adını aynı isimdeki çocuk romanımdan alan) Karadankaçanlar gemisinin kelimelerle oynamayı seven ve büyümeyi reddeden tayfası. Atölye sürecinde yıllar içinde, hikâyeler okuyarak ve uydurarak, birlikte düşünerek ve yazdıklarımızı eleştirerek doğal bir ekip olduk. Editoryal çerçevemiz de, kitabın adındaki sorudan yola çıkarak, tersine empati yapma düşüncesinden filizlendi. Farklı sesler arasında ortak bir ton yakalamak da neyse ki beklediğim kadar zor olmadı; çünkü hepimiz aynı gemideydik ve çocukluğun o hesapsız, samimi, biraz da isyankâr doğasına aynı pencereden bakıyorduk. Karadankaçanlar’ın o oyunbaz ve sorgulayıcı ruhu, birbirinden çok farklı olan bu 11 sesi kendiliğinden, organik bir şekilde birbirine bağladı.
Çocuklara genellikle “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusu yöneltilirken, bu kitabın soruyu tersine çevirdiğini görüyoruz. Bu çıkış noktası sizde nasıl şekillendi? Bu yaklaşımı bir tür özgürleşme imkânı olarak görmek mümkün mü?
Bu kitabın yazarları olarak, bu soruyu tersine çevirmeyi, bir özgürleşme imkânı olarak görüyoruz, evet. Çocuklara durmaksızın yöneltilen o klasik, sıkıcı, “Büyüyünce ne olacaksın?” sorusu, aslında onlara büyük bir yük bindiriyor ve geleceği sadece belirli kalıplar, meslekler veya yetişkinlerin beklentileri üzerinden şekillendirmelerine yol açıyor. Biz Karadankaçanlar tayfası olarak bu soruyu ters yüz ederek rotamızı değiştirmek istedik. Çünkü insanın ne olmak istemediğini bilmesi; kendisini bulmanın, sınırlarını çizmenin ve kime, nasıl bir insana dönüşeceğini özgürce seçmesinin en cesur yolu. Bu kitapla çocuklara bu özgürlüğe sahip olduklarını hatırlatmak, kendilerini bulma yolunda yalnız olmadıklarını hissetmelerini istedik. Ya da bazen bir çocuk (insan) kendi kendisiyle kavgalı olabilir, barışık olamayabilir, yalnız olabilir; kitaptaki bazı öykülerle de o barışı sağlamaya çalışmak, bazen de olduğumuz halimizle yeterince iyi ve güzel olduğumuzu, yalnızlığa mahkum olmadığımızı hatırlatmak istedik.
Kitaptaki öykülerde oldukça farklı karakterlerle karşılaşıyoruz; örneğin bir öyküde hayalperest bir çocuk, bir diğerinde abla olmak istemeyen bir çocuk, başka bir öyküde ise kuşlarla arkadaşlık kuran bir karakter var. Bu çeşitliliği kurgularken nasıl bir yaklaşım benimsediniz? Bu farklı “istememe” hâllerinin bir arada durmasının çocuk okur açısından ne gibi imkânlar sunduğunu düşünüyorsunuz?
Bu çeşitlilik, tayfamızdaki yazarların kendi içlerindeki çocuğu, o çocuğun korkularını ve arzularını farklı açılardan konuşturmasıyla şekillendi. Her çocuğun dünyası, kaçındığı şeyler ve kırılganlıkları biricik. Kimi çocuk olmaktan veya abla olma fikrinden ürkerken, kimi zamana gıcık olur, kimi rüyaların sırrını çözmeye çalışır veya annesinin bir denizanasına dönüşmesinden korkar. Bu farklı “istememe” hallerinin bir arada bulunması, çocuk okura yelpazenin ne kadar geniş olduğunu gösteriyor. Okur bu sayede metinlerde dolaşırken, “Benim gibi hisseden, benim gibi korkan veya büyüklerin dünyasına itiraz eden başka çocuklar da var” diyerek yalnız olmadığını anlıyor. Bu durum çocuklara kendi iç seslerini, itirazlarını ve duygularını çekinmeden onaylama, ifade etme cesareti veriyor. Kitabın yazar tayfası da biricik olduğundan, güzel bir çeşitlilik çıktı ortaya bence.

“İnsanın ne olmak istemediğini bilmesi; kendisini bulmanın, sınırlarını çizmenin ve kime, nasıl bir insana dönüşeceğini özgürce seçmesinin en cesur yolu.”
”İstememek’ benliğini inşa etme sürecinde çok doğal’
Çocuk edebiyatı çoğu zaman daha “olumlu” duygular etrafında şekilleniyor. Oysa bu kitap, istememek, kaçınmak, hatta yer yer huzursuzluk gibi duygulara da alan açıyor. Sizce çocuk edebiyatında bu tür duygulara yer açmak neden önemli? Önümüzdeki dönemde bu yönde bir genişleme görmeyi bekliyor musunuz?
Çocukların dünyası sadece neşe, uysallık ve oyunlardan ibaret değil; çocuklar da zaman zaman korkar, sıkılır, öfkelenir, huzursuzluk duyar ve onlara dayatılan birçok şeyi istemezler. Çocuk edebiyatını sadece “olumlu” ve öğretici duygularla sınırlamak, aslında çocukların gerçekliğine, duygusal ve zihinsel dünyasına yapılmış bir haksızlık olur. “İstememek” ya da “kaçınmak”, benliğini inşa etme sürecindeki bir insan için çok doğal ve gerekli hisler bence. Bu kitapla o duygulara alan açarak çocuklara, “Böyle hissetmen çok normal,” demeye de çalıştık. Geleneksel, sürekli ders veren metinler yerine çocukların iç dünyasındaki çalkantılara, karanlık ya da zorlu hislere alan açan eserlerin, çocuklarda çok daha kalıcı ve yapıcı izler bıraktığını düşünüyorum. Önümüzdeki dönemde çocuk edebiyatında bu tür sorgulayıcı, itiraz hakkı tanıyan ve gerçekçi duyguları kucaklayan yaklaşımların artmasını ancak umabilirim. Ancak umabilirim diyorum çünkü dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de çocuk edebiyatı büyük bir sansür baskısı altında.
“Ne Olmak İstemem?” sizde yeni projeler için bir kapı araladı mı? Bu fikri farklı biçimlerde ya da yeni derlemelerle sürdürmeyi düşünür müsünüz?
Biz yazar ekibi olarak bu yolculuğa çıkmaktan çok mutlu olduk, okuyanlar da benzer bir mutluluğu paylaşır umarım. Mutluluğumuzu katlamak, yeni temalarla çocuklara keyif ve nefes alabilecekleri alanlar açmak için yeni bir derlemenin hazırlıklarına başladık bile. Bu müjdeyi vermişken, tema seçiminden yazar seçimine hiçbir adımda bize karışmadıkları ve tam destek verdikleri için Can Çocuk Yayınları ekibine de teşekkür ederim.

