Share This Article
Sömürülen Kenya’dan özgür Kenya’ya geçiş döneminin tanığı olan; metinlerinde altüst ettiği ülkesini, ayrımcılığın ve ırkçılığın karanlık kuyularına atanlar ile özgürlük isteyenler arasındaki mücadeleyi, Beyaz Adam ile onun işbirlikçilerini, ülkeyi yönetir gibi yaparken hem Beyaz Adam’ın hem de kendi cebini dolduran diktatörleri anlatan Ngũgĩ wa Thiong’o, “Batılı Şirketler Kabilesi”yle hesaplaşmanın Afrika’yı tam bağımsız yapacağını, gerek açıkça gerek satır aralarında dile getirmişti. Bunun için direnişe ve özgürlük mücadelesine koşulsuz destek verilmesi gerektiğini savunan Thiong’o, sömürgecilerin farklı yüzlerle, makyajlarla ve maskelerle halkın karşısına çıktığını ve en ufak zaafiyeti affetmediğini vurgulamıştı.
1970’lerin ikinci yarısında Kenya’da hapishanedeyken kaleme aldığı Çarmıhtaki Şeytan’da bahsi geçen uyarıyı metaforlar kullanarak daha edebî bir tonda yapan Thiong’o, bir Ilmorog hikâyesiyle seslenmişti dünyaya. Ülkeyi dört koldan kuşatan sömürü düzeninin, köleleştirmenin, fakirleştirmenin ve hırsızlığın hemen her yerde belirmesi karşısında özgürlük rüyasını gerçekleştirmek için mücadele veren Warĩĩnga’nın öyküsü bu. Daha doğrusu bir Kenya hikâyesi…

‘Şeytan’ ve ‘melekleri’
Warĩĩnga, Beyaz Adam tarafından aşağılanan, çizilen sınırlara hapsedilen, peşinen suçlu ilan edilen ve iftira atılan Kenyalıları temsil ediyor. Thiong’o’nun “Şeytan” olarak kurgulayıp metafor hâline getirdiği sömürgeciler ise Warĩĩnga’nın ve Ilmorog’un peşinde. Başka bir deyişle onun gölgesi herkesin ve her şeyin üstünde.
Warĩĩnga’nın üstünde bir başka gölge daha var: O, kendisi olmaktan öte, etrafında gördüklerine benzemeye çalışıyor çoğunlukla. Adımlarını ona göre atıyor, kıyafetlerini onlara göre seçiyor, başkalarının güzelliğine imrenirken kendisinin ihtişamının farkına varmıyor. Dahası siyahlığından bile rahatsızlık duyuyor bazen.
Kenya gibi Warĩĩnga da sancılı; kimlik karmaşası yaşarken ülkesinin durumunu özetliyor:
Sömürgecilik zincirinden yeni kurtulmuş her ülkenin tüm şehirleri için aynı şey geçerli. Bu ülkeler, ekonomisini nasıl yöneteceğini Amerikalı uzmanlardan öğrenmeyi kendilerine görev edindiği için yoksulluktan kurtulmakta zorlanıyor. Bu yüzden onlara kişisel çıkar ilkesi ve sistemi öğretilip kolektif fayda kavramını yücelten eski şarkıları unutmaları söyleniyor.
Ilmorog başta olmak üzere Kenya’yı hırsızlık ve yolsuzlukla kuşatan “Şeytan” karşısında diz çökenler kadar ona direnenler de var. “Şeytan’ın Melekleri” ise kravatlarıyla, ellerinde çantalarla ve ceplerinde dolarlarla ülkenin dört bir tarafında fink atıyor. Diğer yanda ise onlara direnenler bulunuyor; “Kenya emperyalistlere ait değil” sözleri de bu direncin ve tam bağımsızlık mücadelesinin bayrağı âdeta.
Direniş ve mücadele, bir araya gelmekten başka bir şey değil. Kenya’nın damarlarında bu var. Warĩĩnga da Beyaz Adam’a karşı olanlar da bunu biliyor. Farkında oldukları bir başka gerçek ise neye ve kime karşı mücadele ettikleri:
Ellerimizle inşa ettiğimiz şehirlere bir bakın: Mombasa, Nairobi, Nakuru, Eldoret, Kitale, Kisumu, Rũũwa-inĩ ve Ilmorog. Bir avuç tohumdan yetiştirdiğimiz kahveye, çaya, şekerkamışına, pamuğa, pirince, fasulyeye ve mısıra bakın. Doğanın güneşi, ayı ve yıldızları yattıktan sonra bile şehirlerimizde ve evlerimizde güneşler, aylar ve yıldızlar olabilsin diye Rũirũ, Athi ve Sagan Nehirlerinden uzanan bakır tellerin içine hapsedilen ışığa bakın! Eğer bu işbirliğinin meyveleri parazitler topluluğu tarafından gasp edilmeseydi sizce biz üreticiler topluluğu bugün nerede olurduk? Soğuğun, açlığın, susuzluğun ve çıplaklığın anlamını hâlâ bilebilir miydik? İşte o insanlık, insanın kalbidir çünkü bir insanın kalbi, insan olarak büyümesiyle geri dönülmez bir şekilde lekelenmiştir. Şimdi bize bir kalbin fiyatını söyleyebilir misin, seni ucuz ve aptal tüccar?
Para Tanrısı önünde diz çökenler
Alın terinin sömürüldüğü Kenya’da Warĩĩnga, kendisini bildiğinden beri “Şeytan”ın farklı yüzleriyle karşılaşıyor. Yurdu Ilmorog da çok uzun zamandan bu yana bu kötülüğe saplanmış. Meselenin öbür yanında ise körleştiren, sağırlaştıran ve coğrafyaya yabancı olanların rehber hâline getirdiği kültürel yayılmacılık bulunuyor. Hâliyle bu durum da geleneklerine sarılanlar ve geçmişi hatırlayanlar ile bunları silmek isteyenler arasında gerilime yol açıyor. Diğer bir gerilim ise “Hıristiyan Kenya” diyenler ile sosyalistler arasında hayat buluyor. Dolayısıyla meseleye hangi taraftan bakarsa baksın herkesin kendince tarif ettiği bir Şeytan var: Köle için efendisi, Kenya’yı senelerce sömüren ve bir şekilde buna devam etmek isteyenler için direnen halk ve sosyalistler buna birkaç örnek.
Bağımsızlığını ilan etmesinden sonra yatırımcıların tebelleş olduğu ve bir piyasa yaratmaya çalıştığı Kenya’da, Şeytan’ın da Şeytanlığın da tanımı ve niteliği değişip yeni döneme uygun hâle geliyor. Hikâyede söz alan yatırımcılardan biri Yeni Kenya’nın formülünü açıklıyor:
Hırsızlığın ve soygunun ABD’nin ve Batı medeniyetinin temel taşları olduğunu bilmeyen yoktur sanırım. Para, Batı dünyasını ayakta tutmak için çarpan kalptir. Sizler bizimki gibi büyük bir medeniyet inşa etmek istiyorsanız Para Tanrısı’nın önünde diz çökmelisiniz. Çocuklarınızın, anne babalarınızın, kardeşlerinizin güzel yüzlerini görmezden gelmelisiniz. Sadece paranın görkemli yüzüne bakarsanız asla ama asla yanlış yapmazsınız. Halkınızın kanını içip etini yemek, bir adım geri çekilmekten çok daha iyidir. Bütün bunları size neden anlatıyorum? Kendi deneyimlerimizden dolayı. ABD’de ve Batı Avrupa’da yaptığımız tam olarak buydu. Kızılderililer, zenginliklerini ve mülklerini bizden korumaya çalıştığında, onları ateşten kılıç ve silahlarla yok ettik ve daha sonra tarihimizin bir hatırlatıcısı olarak küçük yerleşim yerlerine sürdüğümüz çok az sayıda Kızılderili’nin canını bağışladık. Daha onlarla işimiz bitmeden sizin Afrikanıza yönelip birkaç milyon köleyi alıp götürdük. Avrupa’yı ve ABD’yi şu anda bulunduğumuz yere getiren sizin halkınızın kanıdır.
Hırsızlığın ve soygunculuğun kitabını yazanların birbiriyle yarıştığı Kenya’da ve özellikle Ilmorog’da olup bitenlerin tanığı Warĩĩnga’nın uyanışı bir onur mücadelesine dönüşüyor. Buna, ülkenin yakın geçmişine dair bazı ayrıntıları öğrenmesi de dâhil:
Bilge insan, her şeyi daha önce görmüş ve deneyimlerinden ders çıkarmış biri tarafından eğitilmiş olandır. Kendisine yetişkin diyen herkes için tek kariyer hırsızlık ve soygunculuktur. Beyazlardan öğrenirsen asla yanlış yapmazsın. Beyaz Adam, hırsızlık ve soygundan daha iyi bir iş olmadığına inanır. Açık konuşacağım. Beyaz Adam bu ülkeye sol elinde İncil, sağ elinde silahla geldi. İnsanların verimli topraklarını çaldı. Para cezaları ve vergiler adı altında insanların sığırlarını ve keçilerini çaldı. İnsanların el emeğini çaldı.
Aslında Thiong’o’nun anlattığı ve Kenya’da kurulmak istenen sistem, 1970’lerden itibaren yeni bir çehreye büründürülen kapitalizmden başka bir şey değil: Diğer bir ifadeyle yaratılacak dengesizliklerden ve ihtiyaçlardan para kazanma yolları bulmak… İşte bu dönemde “mağaralarından” çıkan yani zihninin duvarlarını yıkan ve kendine çizilmiş sınırları aşanlar sahne almaya başlıyor. Böylece uluslararası hırsızların, Kenya topraklarını yağmalayıp kırıntıları bırakıp servetin büyüğünü kendi ülkelerine götüreceğinin farkına varıyorlar. Kitlelerin ekeceğini ve bir azınlığın biçeceğini anlıyorlar. Bu sırada zihinlerine hayatî sorular da takılıyor:
Bu yabancılar beni mi bir birey olarak çalıştırıyor, yoksa derimin rengini mi? Yeteneklerimi mi, yoksa siyahlığımı mı satın alıyorlar? Ve bir anda vitrin süsü olarak kullanıldığımı fark ettim. Halkımız yabancılara bakarsa beni işletmenin penceresinde görecekti ve beni gördüklerinde kendilerinden bir parçanın bende yansıdığını düşünerek işletmede bir payları olduğunu sanacak ve böylece yavaş yavaş zenginleştiği inancıyla yabancıların hırsızlığına göz yummaya devam edecekti.
Ülkeyi işbirlikçilerle beraber yağmalamayı düşünenlere, bağımsızlık mirasını çalmaya niyetlenen “Şeytan’ın çocukları” diyor Warĩĩnga ve arkadaşları. Bu kişiler halkı uykusundan, yiyeceğinden, zamanından ve yaşamından mahrum bırakarak ayakta kalıyor. İşte bu işgalcilere karşı yüzünü kurucu atalara ve yurtseverlere dönüyor Warĩĩnga ve dostları.
Thiong’o kültürel tarafı ağır basan ve hep olduğu gibi içinde politikanın bulunduğu bir roman kaleme almış. Kültürel, siyasi, dinî ve ekonomik tartışmaların, sömürgecilik ve bağımsızlık gerilimiyle şekillendiği bir hikâye bu. Warĩĩnga’nın çelişkileri ve uyanışı ise Kenya halkının önemli bir bölümünün temsili.
Beyaz Adam’ın hırsız ve yatırımcı kisvesiyle karşımıza çıktığı Çarmıhtaki Şeytan’da Thiong’o, bağımsızlık sonrası Kenya’da yeni bir özgürlük ve direniş öyküsünün nasıl yazıldığını anlatıyor. Kısacası “efendisinden” kurtulan Kenya’ya yeni “efendilerin” ve işbirlikçilerinin hâkim olma arzusuna karşı direnç geliştirenlerin hikâyesiyle selamlıyor okuru.
Çarmıhtaki Şeytan, Ngũgĩ wa Thiong’o, Çeviren: Sena Dalgıç, Ayrıntı Yayınları, 320 s.


