Share This Article
Şehir ve Belirsiz Duvarları / Haruki Murakami / Çev. Ali Volkan Erdemir / Doğan Kitap / 552 S. / Roman
Yaz çimlerinin üzerine usulca oturdun, hiçbir şey söylemeden gökyüzünü seyrediyordun. Keskin bir ötüşle iki kuş gökyüzünde hızla birbirinin yanından geçti. Sessizliğin içinde alacakaranlık etrafımızı sarmaya başladı. Yanına oturduğumda içimi garip bir his kapladı. Sanki görünmez binlerce ip, bedeninle yüreğimi birbirine bağlıyordu… Yaşayan en önemli edebiyatçılardan biri olarak kabul edilen ve eserleri 50’den fazla dile çevrilen Haruki Murakami, uzun bir aradan sonra yeni romanıyla okurlarıyla buluşuyor. The New York Times, Murakami’yi “21. yüzyıl edebiyatını icat eden yazar” olarak tanımlıyor. Belki de bu yüzden, o, yüreklerimizde bizim bile varlığından haberdar olmadığımız yerlerin haritasını çıkaran bir kâşif olarak da nitelendirilebilir. “Şehir ve Belirsiz Duvarları” kayıp bir aşka ve yalnızlığa yazılmış bir ağıt…

Kadın Maskeleri / Fumiko Ençi / Çev. Aslı İdil Kaynar / İthaki Yayınları / 128 S. / Roman
Ülkesinde Noma, Tanizaki ve Kadın Edebiyatı ödüllerini birden fazla kez kazanmış, modern Japon edebiyatının en önemli kadın yazarlarından Fumiko Enchi, dilimize ilk kez çevrilen Kadın Maskeleri adlı eserinde, kadim Japon tiyatrosu Noh’ta kullanılan üç kadın maskesinden yola çıkarak edebi zevki yüksek bir entrika ve aşk romanı kurguluyor.
Kocası Aiko öldükten sonra Togano ailesinin bir ferdi olarak kalmaya devam eden ve kayınvalidesi Mieko’nun sekreterliğini üstlenen güzel Yasuko, edebiyat çevresindeki entelektüel erkeklerin peşine düştüğü bir duldur. Ailenin sahip olduğu değerli Noh maskeleri kadar, Mieko Hanım’ın gençliğinde kaleme aldığı ancak saklı kalmış edebiyat incelemeleri de bu çevrelerde büyük ilgi uyandırmaktadır. Ayrıca, bir dağ kazasında kaybolan Aiko’nun kız kardeşi gizemli Harume, duru güzelliği ve tuhaf tavırlarıyla Togano ailesinin dillere destan cazibesini tamamlamaktadır. Tüm bu değerli tutku nesnelerinin arasında Mieko Hanım, sahip olduğu yetenekleri kullanarak tüyler ürpertici bir entrikalar zinciriyle gizli emellerine ulaşmaya çalışacaktır.
Dönemin yoğun eril ve modernist bakış açılarının arasında, kadınların yakın zamana kadar tekinsiz görülen şamanik güçlerini ve ruh göçünü yücelten, edebiyatın köklerinden beslenen mitlerle çarpıcı bir çağdaş anlatı ören Enchi’den, dünyanın ilk romanı olarak kabul edilen “Genji’nin Hikâyesi”ne de göndermelerde bulunan eşsiz bir eser.
İlk Aşk / Gwendoline Riley / Çev. Begüm Kovulmaz / İş Kültür Yayınları / 152 S. / Roman
Elimizdeki kibritlerle hem kendimizi hem de karşımızdakini yakmadan ısınmak mümkün mü? Otuzlarında bir yazar olan Neve, kendisinden yaşça büyük Edwyn ile evlidir. Hayatları başlarda görece huzurlu görünse de ikisinin de geçmişi, bugünlerini tehdit eden kapanmayan yaralarla doludur. Neve, her an patlamaya hazır bir bombanın gerilimiyle dolu yaşamında, onu bu noktaya getiren kişileri ve olayları anımsarken, zorba bir baba, benmerkezci bir anne ve aklına estikçe ortaya çıkan eski sevgilisi ile bir türlü bağ kuramamış genç bir kadını tanıtır okura.
Gwendoline Riley, kendisine Women’s Prize, Gordon Burn, Goldsmiths, Dylan Thomas ve James Tait Black Memorial gibi ödüllerde adaylık getiren ve Geoffrey Faber Memorial Ödülü’nü kazandıran “İlk Aşk”ta, çaresizlik ve düşmanlık arasındaki ilişkiyi yine cesur ve benzersiz üslubuyla mercek altına alıyor.

Dokumanın Arka Yüzü – Çeviri Sanatı Üzerine Değiniler / Alberto Manguel / Çev. Kıvılcım İlbaşı / Yapı Kredi Yayınları / 80 S. / Deneme
Okumanın Tarihi, Geceleyin Kütüphane, Hayali Yerler Sözlüğü gibi kitaplarıyla tanıdığımız Alberto Manguel, yeni kitabı Dokumanın Arka Yüzü’nde okurlarını çeviri kavramı etrafında kültür tarihinde bir gezintiye çıkarıyor; çeviriyle ilgili temel tartışmalara, önyargılara, üstünde fazla kafa yorulmamış imkânlara edebiyat tarihinden renkli anekdotlar aracılığıyla yaklaşırken kendi çeviri deneyiminden öğrendiklerine de başvuruyor.
Her biri “siyaset”, “sadakat”, “şans” gibi kırk dört anahtar sözcük etrafında örülmüş bu kısa denemelerde Manguel, kendisinden alıştığımız geniş gönderme yelpazesi ve oyuncu zekâsıyla, özgün metinle çeviri metin arasındaki ilişkiye, çevirmen figürüne, çevirinin kültürlerarası alışverişteki rolüne bakmanın yeni yollarını arıyor, çeviri faaliyetini metinlerle sınırlı tutmayıp hayatın birçok yönünü açıklayan bir anahtara dönüştürüyor.
Simetri – Evrenin Görkemi / Christopher T. Hill / Çev. Barış Akalın / VakıfBank Kültür Yayınları / 456 S. / Bilim
Bilim insanları teleskopla uzak yıldızlara baktıklarında ya da maddenin en küçük bileşenlerini analiz etmek için parçacık hızlandırıcı kullandıklarında, tüm evreni her zaman ve her yerde aynı fizik yasalarının yönettiğini keşfederler. Fizikçiler, fizik yasalarının değişmeyen, her yerde var olan yapısına simetri adını verirler. Simetri, doğa yasalarını tanımlayan ve dolayısıyla düzenleyen temel ilkedir. Bu çok önemli kavrayış, modern fizikteki en büyük kavramsal dönüm noktalarından biridir ve tüm fizik yasalarını açıklayacak büyük bir birleşik teori keşfetmeye yönelik çağdaş çabaların temelini oluşturur. Nobel Ödüllü Leon M. Lederman ve fizikçi Christopher T. Hill, bu etkileyici ve kolay anlaşılır popüler bilim kitabında simetrinin son derece zarif içeriğini ve bu kavramın evren üzerindeki tüm derin etkilerini açıklıyorlar.
Kitapta ana tema olan simetri anlatısının merkezinde Emmy Noether ve onun akademik çalışmaları ile ortaya koyduğu korunumu yasaları ve simetri arasındaki derin bağ bulunuyor. Lederman ve Hill, Noether’in çalışmalarına dayanarak, evren hakkında geniş kitleler tarafından büyük ölçüde bilinmeyen ve Büyük Patlama, Einstein’ın görelilik teorisi, kuantum mekaniği ve fiziğin diğer birçok alanıyla bağlantılı geniş kapsamlı etkileri olan bir kavramı inceliyorlar.
Mitler Gerçekler ve Yöntem / Edhem Eldem / Alfa Yayıncılık / 384 S. / Tarih
Mitler, Gerçekler ve Yöntem, bir Osmanlı tarihçisinin farklı dönemlere, farklı konulara dair üretken merakının ve titiz araştırmacılığının bilançosunu sunuyor. Bu kitapta bir araya gelen makalelerinde Edhem Eldem, bir resme dair genel kabul görmüş yorumlardan, bir Osmanlı bürokratının kendi hayat hikâyesini anlatırken yaptığı tercihlere; yeniçerilerin mezarlarının akıbetinden, 19. yüzyılın başındaki bir intihal vakasına genişleyen bir yelpazede Osmanlı tarihine ilişkin bir dizi miti sorguluyor. Edhem Eldem’in bu kitabı Osmanlı tarihinin yazımına dair genel ve spesifik yöntem önerileri sunmanın yanı sıra, tarihçinin ufkunun günümüzü kapsadığını da gösteriyor. Ayrıca Collège de France’a uzanan tarihçilik kariyeri hakkında kapsamlı bir söyleşiyi de okurlara sunuyor.
