Suriye’de neler oluyor? Binlerce kişi hayatını kaybetti çatışmalar şiddetleniyor!

Share This Article
Suriye’de HTŞ’nin liderliğinde kurulan geçiş hükümete karşı Alevilerin yoğun olarak yaşadığı sahil bölgelerinde patlak veren isyan giderek büyüyor. 7 Mart tarihinde başlayan çatışmalar ve intikam saldırılarında, 745’i sivil olmak üzere iki günde 1000’den fazla kişinin öldüğü bildirildi.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), 2011’den bu yana ülkede kaydedilen en yüksek ölüm sayılarından birinin görüldüğünü açıklarken, 745 sivilin büyük çoğunluğunun “infaz edilircesine” öldürüldüğünü, 125 güvenlik görevlisi ile 148 Esad yanlısı savaşçının da hayatını kaybettiğini açıkladı. Farklı kaynaklarda çelişkili rakamlar gelirken, bazı tahminlere göre toplam can kaybı daha da yüksek olabileceği bildiriliyor.
Çatışmalar, devrik Esad rejimine bağlı savaşçıların sahil şehri Lazkiye’ye bağlı Cebele’de güvenlik güçlerine pusu kurmasının ardından perşembe günü başladı. Bu geniş çaplı ve koordineli saldırı, El-Kaide bağlantılı İslami cihatçı grup Heyet Tahrir el-Şam (HTS) önderliğindeki güçlerin Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad‘ı devirmesinden üç ay sonra, ülkenin İslamcı yönetimine karşı en büyük meydan okuması olarak değerlendiriliyor.
İsyanı bastırmak amacıyla Suriye hükümeti, ülkenin dört bir yanından binlerce milis gücü sahil bölgesine sevk etti. Bu silahlı güç resmi olarak yeni hükümetin kontrolü altında olsa da, aralarında geçmişte insan hakları ihlallerine karışan ve disiplinsiz davranışlar sergileyen farklı milis unsurların olduğu da bildiriliyor.
Pazar günü, Suriye’nin geçiş dönemi devlet başkanı HTS lideri Ahmed el-Şara (Ebû Muhammed el-Culani), yaşananları “beklenen zorluklar” kapsamında değerlendirerek ulusal birlik çağrısında bulundu. Şam’ın Mazzah mahallesindeki bir camide yaptığı ve Arap medyasında yayınlanan konuşmasında, “Ulusal birliği ve iç barışı korumalıyız. Birlikte yaşayabiliriz. Suriye’nin geleceğinden emin olun; bu ülke hayatta kalma gücüne sahip… Şu anda yaşananlar, beklenen zorluklar dahilinde” ifadelerini kullandı.
Şaraa, cuma günkü bir konuşmasında ise “Sivillere zarar verenlerin ağır şekilde cezalandırılacağını” ileri sürmüştü.
İnsan hakları ihlalleri ve sivil katliamlar
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne göre, El-Muhtariye kasabasında 40’tan fazla kişinin aynı anda öldürüldüğü ve sivil kıyafetler giymiş onlarca cesedin üst üste yığıldığını gösteren videolar sosyal medyada dolaşıma girdi. Diğer görüntülerde ise üniformalı savaşçıların insanları yakın mesafeden infaz ettiği, esirleri köpek gibi havlamaya zorlayıp dövdüğü kaydedildi.
Suriye’nin sahil kesimi, devrik lider Esad’ın mensup olduğu Nusayri azınlığının yoğun olarak yaşadığı bir bölge. Ancak birçok Nusayri‘nin Esad rejimiyle bağlantısı bulunmuyor. Yeni yönetim, Nusayrilere güvence vererek “intikam saldırılarının olmayacağını” taahhüt etmişti. Ancak bu hafta çoğunluğu Nusayri olan yüzlerce sivilin güvenlik güçlerince öldürülmesi, azınlık toplumunda büyük bir panik dalgasına yol açtı.
Lazkiye’nin Snobar kasabasından bir tanık, silahlı kişilerin komşusu Arris ailesinden en az 14 kişiyi (75 yaşındaki baba ve üç oğlunu ailenin annesinin gözleri önünde infaz ederek) öldürdüğünü anlattı. The Guardian’a konuşan ve güvenliği nedeniyle ismini açıklamak istemeyen tanık, “Baba ve oğullarını öldürdükten sonra anneye altınlarını çıkarmasını, aksi takdirde onu da öldüreceklerini söylediler” dedi.
Lazkiye’den bir başka sakin, son 24 saattir elektrik ve su kesintisi yaşandığını, militanlardan korktukları için evlerine kapandıklarını belirterek, “Sokaklarda cesetler birikmiş durumda. Milisler önlerine çıkan herkesi öldürüyor. Bu bir toplu katliam” ifadelerini kullandı.
Uluslararası tepkiler
BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen, cuma günü sivillerin korunması çağrısında bulunurken, Fransa Dışişleri Bakanlığı “inanca dayalı şiddeti” kınadığını açıkladı. Fransız yetkililer, “Bağımsız soruşturmaların bu suçları aydınlatması ve faillerin yargılanması için Suriye makamlarının gerekli adımları atması” gerektiğini vurguladı.
İnsan hakları örgütleri, Suriye’nin yeniden şiddet sarmalına sürüklenmemesi için “kapsayıcı bir hükümet” ve “geçiş dönemi yasalarının” sağlanmasının kritik olduğunu belirtti. Suriye’nin geçiş yönetiminin bu ay içinde açıklaması beklenen yeni kabinesinin, ülkenin dini ve etnik çeşitliliğini ne ölçüde temsil edeceği, yaşanan son olayların ardından daha da yakından takip edilecek.
