Toplumsal sessizliğin en yoğun olduğu anlarda yankılanan hakiki bir kahkaha, otoritenin etrafına ördüğü o aşılmaz sanılan korku duvarlarını tek bir hamlede sarsan devrimci bir eylem. Deniz Göktaş’ın “Ölü Deniz” sahnesinden yükselen ve onu demir parmaklıkların ardına taşıyan o cesur itiraz, kutuplaşmış kitleleri aynı hakikatin etrafında buluşturarak iktidarın söylem tekelini parçalıyor.
