Dünyanın en kârlı futbol şirketleri giderek daha da zenginleşirken; İngiltere’deki köklü mahalle kulüpleri yavaş yavaş gölgelerinde yok oluyor. Büyük sermaye, sevdiğimiz oyunu gitgide daha kötüye dönüştürüyor.
David Harvey, kapitalizmin kentleşme süreçlerini nasıl yönlendirdiğini ve bu süreçlerin toplumsal hafızamız ile hak anlayışımız üzerindeki etkilerini sorguluyor.
Futbol yalnızca bir oyun değil; kapitalist düzenin en parlak vitrinlerinden, en usta oyalayıcılarından. Terry Eagleton, bu yazısında futbolun toplumsal işlevini estetik, ideoloji ve gündelik hayat bağlamında sorgularken, oyunun büyüsüne kapılmış kitlelerin siyasal dönüşümden nasıl uzaklaştırıldığını keskin bir dille ortaya koyuyor. Bir topun peşinde koşan milyonların aslında neyin peşinde sürüklendiğini görmeye davet ediyor bizi…
Owen Hatherley | Çeviren: Emin Arslan
Bazıları için cümleleri uzun ve karmaşık olan, her düşünceyi diyalektik bir süzgeçten geçiren biri için Fredric Jameson'dan çok fazla alıntı yapılıyor. En çok alıntılanan cümlesi ise şu: "Bugün bizim için dünyanın ve doğanın tamamen bozulmasını hayal etmek, geç kapitalizmin çöküşünü hayal etmekten daha kolay gibi görünüyor." Bu cümle genellikle…
Çağdaş kültür, etkileyici resim sergilerinden birinci şahıs anlatımlı romanlara kadar, ‘maksimum kâr hırsının dayanılmaz cazibesi’ tarafından ele geçirilmiş durumda. Kavramların ve neden-sonuç ilişkisinin giderek karmaşıklaştığı günümüzde, “Immediacy: Or, The Style of Too Late Capitalism” kitabının yazarı Anna Kornbluh, Daniel Zamora’nın sorularını yanıtlarken, estetik kaygıların ekonomik düzenin etkisinde şekillenmeye başladığının altını çiziyor.
Artan siyasal krizler, savaşlar ve kitlesel göç dalgaları siyaset söyleminde önemli kırılmalara yol açıyor. Uluslararası göç dalgaları karşısında yükselen sağ otoriteryen yönelimler popülist söylemin de etkisiyle kitlelerin desteğini alıyor.
