Maalouf, kaleme aldığı “Labirent-Batı ve Hasımları”nda, Batı’nın düşman belledikleriyle beraber çıkmaz sokaklara hapsolduğunu hatırlatırken hem meydan okumaların tarihini hem de uyumsuzluğa kapılmamak gerektiğini anlatıyor.
Göstergeleri ve şehirleri seviyorum. Bu çift yönlü aşk belki yalnızca görünüşten yola çıkarak edindiğim birkaç kanı nedeniyle, beni şehrin göstergeleri olduğuna inanmaya itiyor.
Samurayların muteber olduğu, klanların hüküm sürdüğü 17. yy Japonyası… Dünya sinema tarihinin en epik filmlerinden bazılarının köklerini aldığı bu dönem, Netflix’in son yıllarda düşen itibarına adeta ilaç oldu. Japon olmayanın veya Japon olsa da ‘kusurlu’ olanın insan muamelesi görmediği bir dönemde intikam peşindeki mavi gözlü bir kadının macerası bu. Fena halde kanlı, büyük oranda tatmin…
“Son Yıllar”, kendisini dünyadan silmeyi kafaya koymuş genç Osamu Dazai’nin benliğiyle ve yaşamla itiştiği (ve bir şekilde hayatta kalırsa ileride bunun süreceğini) okura hissettirdiği öykülerden oluşuyor.
Dünya aşırı tüketim nedeniyle oluşan çöp dağlarıyla uğraşadursun küçük bir Japon kasabası tüm dünyaya sürdürülebilir bir yaşamla nasıl mutlu olunabileceğini öğretiyor. Peki nasıl?
