Share This Article
Pablo Neruda, son nefesine kadar mücadeleden vazgeçmedi. Yalnızca büyük bir şair değil, aynı zamanda halkının sesiydi; adalet ve özgürlük uğruna kalemini ve yüreğini hiç bırakmadı. Baskıların, tehditlerin ve hastalığın pençesinde bile, direnişinin sönmediği bir umut ışığıydı o.
“Yavaş yavaş ölürler… okumayanlar, müzik dinlemeyenler,” dediği gibi, yaşamın ve direnişin özü olan kültürü, sanatı ve bilgeliği savundu. Neruda’nın dizeleri, sadece birer kelime değil; halkının yüreğine kazınan birer mücadele çağrısıydı.
Neruda’yı, şimdi bir memleketi Şili’den bir sesle dinleyelim; Şili Birleşik İşçi Sendikaları Konfederasyonu Genel Sekreteri Eric Campos, Neruda’yı Tersine Dünya‘ya anlattı:
Pablo Neruda sadece tanınmış bir şair değildi, aynı zamanda yaşadığı dönemin değerlerine yürekten bağlı biriydi. O, güçlü bir antifasisfti. Özellikle Şili’nin İspanya’daki diplomatı olarak görev yaptığı dönemde, Winnipeg adlı bir gemiyi kiralayıp birçok Cumhuriyetçiyi Şili’ye getirdiğini hatırlıyorum. Bu insanlar daha sonra, halkın geniş kesimleriyle sıkı bağlar kuran ilerici sol kültürel akımın temelini oluşturdu. Neruda büyük bir komünistti.
Direniş, Neruda’nın hayatında bir kale gibi örüldü:
“Umut iletiliyor oradan oraya
Kale gibi örülüyor direnişin duvarları.”
Ve onun umudu, tüm insanlık için bir barış ve adalet çağrısıydı:
“Ve doğacak tüm buğdaylar için barış olsun!
Çayır çimen arayan bütün aşklar için,
Ve bütün yaşayanlar için;”
Ancak Neruda, savaşın, baskının karanlığını da unutmadı:
“Her ölü çocuktan bir tüfek fışkırıyor,
Gören bir tüfek,
Kurşunlar doğuyor her cinayetten,”
Bu dizelerle, yaşam ve ölümün birbirine dönüştüğü o büyük döngüyü bize hatırlattı:
“Belki de toprak öğretecek bize
Ölü görünen her şeyin
Aslında canlı olduğunu…”
Neruda’nın 1973’teki cenazesi, bir şairin değil, bir halk kahramanının uğurlanışıydı. Binlerce Şilili sokaklarda onun ardında yürüdü, onun mücadelesi, sesi ve umudu geleceğe aktarıldı. Onun mirası, yalnızca edebiyatta değil, özgürlük ve insanlık mücadelesinde yaşamaya devam ediyor.
Tersine Dünya’nın bu son bölümü, Pablo Neruda üçlemesini anlamlı bir şekilde tamamlıyor: Gençlik ateşi, diplomatın kararlılığı ve son nefesine dek süren inançla dolu, sarsılmaz bir direniş…

