Share This Article
“Yalnızlaştık Çok” podcast’inin üçüncü bölümünde konuğumuz Prof. Dr. Itır Erhart. Kendisi hem Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı hem de sivil toplumdaki etkili çalışmalarıyla tanınan bir sosyal girişimci. Itır Hoca’yla akademik yalnızlık deneyimlerini, Türkiye akademisindeki yalnızlaşma biçimlerini ve burdan çıkış yollarını konuştuk.
Itır Hoca enerji dolu bir insan ve umudunu aktif bir tutumla besliyor. Karşılaştığı sorunlara “Bununla nasıl baş edebilirim?” sorusuyla yaklaşıyor.Akademik kariyer hayali lise yıllarında filizlenen Itır Hoca, Boğaziçi Üniversitesi’nde başladığı İngiliz Edebiyatı ve Felsefe çift anadalıyla kariyer yolculuğuna başlıyor. Yüksek öğrenimine felsefe alanında devam etse de kendisi hep disiplinlerarası bir yol tercih ediyor. Bu yaratıcı yaklaşımı her ne kadar ilham verici olsa da, akademide bunun zorlukları da yaşıyor.
Akademide özgürlüklerin tarihselliği
Disiplinlerarası çalışan Itır Hoca, geleneksel akademik kalıpların ve beklentilerin dışında düşünmenin yalnızlık getirdiğini deneyimliyor. Kendini belli bir alanın içinde tanımlamak yerine farklı perspektiflerden beslenmek istemesi, zaman zaman “nereye ait” olduğunun sorgulanmasına neden oluyor. Aynı şekilde, akademide annelik rolü de zorlu bir sınav oluyor onun için.
Kadınlardan anne olduklarında çocuklarına öncelik vermeleri beklenirken, Itır Hoca bu kalıba meydan okuyor ve hızlıca işine geri dönüyor, ancak bu süreçte yine yalnızlaştığını hissediyor. Ayrıca, hayatının bir döneminde yaşadığı ağır depresyon sırasında akademide bu durumunu anlatmanın ve anlayış görmenin ne kadar zor olduğunu da bizimle paylaşıyor.
Itır Hoca, akademide özgürlüklerin tarihselliğine dikkat çekerken 90’lı yılların daha cesur bir dönem olduğunu anımsıyor. Öğrenci kulüpleri ve ifade özgürlüğünün daha güçlü olduğu bu dönemle, günümüzdeki mali ve fikirsel kısıtlamaları karşılaştırıyor. Üniversitelerde yaşanan atamalar, liyakat eksikliği ve kayyum rektörlerin varlığı, akademik dünyanın dengelerini zorlayan ana unsurlar arasında. Ancak Hoca, akademiyi, farklılıkların bir arada yaşayabildiği, farklı olanın eşit ve eş değerli hissettiği özel bir yer olarak tarif ediyor, bunun da özgür düşüncenin yaşaması adına direnişi anlamlı kıldığını ifade ediyor.
Akademi dışında sosyal etkisi olan işler yapmak, Itır Hoca’nın vazgeçilmezlerinden. Festivallerden konserlere ve gönüllü çalışmalara kadar geniş bir yelpazede çalışmalar yürüten Erhart, bir kimliği sadece tek bir başlıkla tanımlamamanın özgürleştirici etkisini önemsiyor. Farklı alanları kucaklayarak hayatı dolu dolu yaşamak onun önceliği.
Itır Hoca’nın hikayesi, akademik yalnızlık, toplumsal zorluklar ve umut dolu bir bakış açısıyla örülü. Daha fazlasını Itır hocanın cümlelerinden duymak için bölümü dinleyin!
