Orhan Pamuk’un 1982 yılında bir aile yemeğinde filizlenen o büyük rüyası, bugün yalnızca bir roman değil, İstanbul’un kalbinde yaşayan bir müze ve nihayetinde ekranlara taşınan çok katmanlı bir anlatı evreni olarak karşımızda duruyor.
Her şey, genç bir kızın kulağından düşen bir küpenin izini sürmekle başlıyor. O küçük ayrıntı zamanla büyüyor; hatıralarla ağırlaşıyor, yıllara yayılıyor ve…
