Share This Article

Yeni sayı ile karşınızdayız…
2025, Türkiye ve dünya açısından köklü kırılmaların, derin ekonomik sarsıntıların ve yaygın toplumsal itirazların iç içe geçtiği bir yıl olarak hafızalara kazındı. Almanak 2025 dosyamızda, geride bıraktığımız bu yılı tek bir eksene sıkıştırmadan; siyasal, toplumsal, kültürel ve ekolojik boyutlarıyla ele alarak kolektif bir hafıza alanı açmayı amaçladık.
Bu sayı, yaşananların yalnızca kaydını tutmakla yetinmiyor; aynı zamanda geleceğe dönük bir hatırlama ve yüzleşme çağrısı niteliği taşıyor.
“Güvenlik yok, gelecek yok, iş yok, hukuk yok: Nefes alamıyoruz!” manşetiyle çıktığımız dosyada, 2025’in Türkiye açısından en kritik kırılma anı olarak kayda geçen Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması merkezde yer alıyor. Seçilmiş bir belediye başkanına yönelik bu hamle, siyasal alanı daraltan ve yargısal kuşatmayı derinleştiren bir dönüm noktası olarak ele alınıyor.
Gürer Mut, Saraçhane’de ortaya çıkan halk direnişini, seçmen iradesine yönelik kayyum müdahalelerinin Batı illerine doğru yayılışını, iktidar bloğu içindeki görünmez gerilimleri ve yıl boyunca yaşanan siyasal gelişmeleri kapsamlı bir biçimde inceliyor.
2025, dünya genelinde de sert rüzgârların estiği bir yıl oldu. Berrak Güngör, Trumpizmin geri dönüşüyle şekillenen küresel siyasal atmosferi, Gazze’de süregiden barışsız ateşkesleri ve Latin Amerika’daki dönüşümleri ele alıyor.
Sedef Öztürk, “Aile Yılı” ilanının gölgesinde kadınların ve LGBTİ+’ların maruz kaldığı şiddete karşı geliştirdikleri dayanışma ve ifşa pratiklerini mercek altına alırken; Emin Arslan, iklim krizinin 2025’te ulaştığı yıkıcı boyutları, orman yangınları ve derinleşen su krizi üzerinden somut verilerle ortaya koyuyor.
Almanak 2025 dosyasında siyasetin sert gerçekliğini merkeze alırken, kültürel üretimi de bütünlüklü bir çerçevede ele almaya özen gösterdik.
Elif Avcı, tiyatro sahnelerinde geride bıraktığımız yılın genel bir değerlendirmesini izlediği ve üzerine düşündüğü oyunlar üzerinden sunuyor. Erkin Can Seyhan ise müzik dünyasında baskıya rağmen varlığını sürdüren kolektif hafızayı ve direniş pratiklerini görünür kılıyor.
Bilge Su Yıldırım, yıl boyunca yayımlanan ve yayıncılık dünyasında yankı uyandıran kitaplardan oluşturduğu seçkiyle bu sayıda yer alırken; Dilara Yıldırım, 2025’in dikkat çeken sinema filmlerini bir araya getiriyor. Yılın öne çıkan yabancı dizileri ise Buse Keskin’in kaleminden okurla buluşuyor.
Almanak 2025’i, adalet arayışının, direnme iradesinin ve “rüzgâra şarkı söyleme” inadının kalıcı bir kaydı olarak ele aldık. Eğer 2025, yolumuzu bulmaya çalıştığımız karanlık bir orman ise; bu dosya da yaşananlar unutulmasın diye ağaç gövdelerine bırakılmış küçük ama etkili işaretlerden biri olsun.

