Share This Article
Opera sanatçısı ve yazar Niyazi Ölmez‘in hikayesini Kaan Elbingil ile kaleme aldığı Samatya konseri, ilk gösterimini Marmara Üniversitesi Göztepe Kampüsü Dr. İ. Üzümcü Konser Salonu‘nda gerçekleştirecek. 21 Mart Cuma akşamı seyirci karşısına çıkacak olan konserin müzikleri Elif Eglar Kutlu‘ya, anlatımı ise Öznel Akdik İşli ile Kaan Elbingil‘e ait.
Sesler Hazinesi Orkestra ve Solistleri bünyesinde sahne alacak olan konserde soprano Maria Kiorpelidou ile bariton Niyazi Ölmez rol alıyor. Sanatçılara piyanoda Efe Gerdanoğlu, kemanda Elif Eglar Kutlu, viyolada Ayça Köke, viyolonselde Sana Beidaghi, kontrbasta Aycan Beşikçi, percüsyonda Hakan Çetinkaya eşlik ediyor. Sezon boyunca seyirciyle buluşmaya devam edecek olan konserin konusu ise şöyle:
“Yıl 1955. Kaldırım taşlı sokakları, cumbalı evleriyle Samatya’dayız. Türkü, Rumu, Yahudisi, Ermenisiyle, halkın tek yürek olduğu bir semtte. Kahramanlarımız Ali ve Theodora semtin göbeğinde yaşayan komşu çocuklarıdır. Cıvıl cıvıl sokaklarda, düşe kalka birlikte büyümüşlerdir. Çocukluk günlerini geride bırakan ikili, ergenlikti, ilk gençlikti derken birbirlerine aşık olur. Günleri, gözden uzak çay bahçelerinde, muhallebicilerde geçmeye başlar. El ele, gönül gönüle kenetlenirler. Geleceğe dair hayaller kurar, bir ömür yan yana olacaklarına yemin ederler. Çok geçmeden ailelerin rızasını alıp nişanlanırlar. Evlilik hazırlıkları sevinçle sürerken 6-7 Eylül Olayları patlak verir. Olaylar tüm hesapları alt üst eder. Ali’nin yalvarıp yakarmaları işe yaramaz. Theodora’nın korku içindeki ailesi, kızlarıyla birlikte Yunanistan’a göçer.
Aradan yirmi yıl geçer. Ali’nin renksiz hayatı tam bir hayal kırıklığıdır. Aile baskısıyla bir mantık evliliği yapmış olsa da büyük aşkı Theodora’yı unutamamıştır. Ona yeniden kavuşmak hayatının tek amacı haline gelmiştir. Ancak Yunanistan’a yolladığı mektuplar her seferinde geri dönmüştür. Günbegün tökezler Ali, ümidini kaybeder, darmadağın olur. Sonunda bir gün şans güler yüzüne. Bu kez Ali, Yunanistan’dan bir mektup alır. Bir davet mektubudur bu. İçinde Theodora’nın fotoğrafı ve bir adres vardır. Heyecandan eli ayağına dolanan Ali, eşine bu yolculuğu yapması gerektiğini söyler. En kısa zamanda dönecektir. Eşiyse gidecek olursa bir daha eve dönmemesini haykırır. Tereddütte kalan Ali her şeye rağmen yola çıkar.
Yunanistan’a vardığında verilen adresin bir taverna olduğunu anlar. Loş ışıklar altında genç bir kızın şarkı söylediği tavernaya kurulur. Şarkılar nihayet sona erdiğinde, kız sahneden iner. Ali’nin şaşkın bakışları arasında yaklaşıp yanına oturur. Ali gördüğü manzara karşısında dehşete düşmüştür. Kız, Theodora’nın tıpatıp kopyasıdır. Eli kalbinde bir açıklama bekleyen Ali’ye, kız her şeyi tek tek açıklamaya başlar. Adı Maria’dır ve Ali’nin biricik aşkı Theodora’nın kızıdır. Babasıysa Ali’nin ta kendisidir! Bu buluşmayı kendisi ayarlamıştır. Ali’nin elini tutar. Onu annesine götürecektir. Kızı olarak biliyordur ki Ali, annesinin tek aşkıdır. Baba kız tavernadan göz yaşları içinde kalkar, yirmi yıl önce yarım bırakılmış bir hikayeye doğru yola koyulurlar. “
