Cem Yılmaz’ın son dönem stand-up gösterilerine baktığımızda Türkiye’de ana akım mizahın hangi ideolojik sınırlar içinde üretildiğini açık biçimde görmekteyiz. Gösteriler, yüzeyde gündelik hayatın absürtlüğünü hedef alıyor gibi görünse de derin yapıda normatif erkekliği yeniden üretme konusunda ısrarcı bir söylem kurmaktadır. Stand-up gösterileri yapısı gereği anlatıcısının sahnede güçlü ve merkezi bir konuma sahip olması, bu mizah…
Futbol yalnızca bir oyun değil; kapitalist düzenin en parlak vitrinlerinden, en usta oyalayıcılarından. Terry Eagleton, bu yazısında futbolun toplumsal işlevini estetik, ideoloji ve gündelik hayat bağlamında sorgularken, oyunun büyüsüne kapılmış kitlelerin siyasal dönüşümden nasıl uzaklaştırıldığını keskin bir dille ortaya koyuyor. Bir topun peşinde koşan milyonların aslında neyin peşinde sürüklendiğini görmeye davet ediyor bizi…
