İstanbul, yalnızca bir şehir değil, aynı zamanda şairlerin ruhunda yankılanan bir şiir. Ece Ayhan ve Cemal Süreya, kentin sokak isimlerinden minarelerine, deniz kıyısından eski semtlerine uzanan bu büyülü atmosferi sözcükleriyle yeniden inşa ediyor. Diyaloglarında, değişen sokak isimlerinin hüznü, geçmişin izleri ve kentin kültürel dokusu iç içe geçiyor. Dilerseniz, İstanbul’u iki büyük şairin anılarından keşfetmek için…
Bir 'iftira' hikâyesi: Ece Ayhan, Onat Kutlar, pişmanlık
Hikâyenin izini sürmüştüm ancak Ece Ayhan’ın sonraki pişmanlık cümlelerini bilmiyordum.
İşin içinde Ece Ayhan, onun ameliyatı için toplanan para, Onat Kutlar’ın buna öncülük edişi, ardından Ece Ayhan’ın ihbarı, Ecevit vs. girince… Nereden baksanız şaşırtıcı ve üzücü bir olay oluyor.
Ece Ayhan
Pişmanlık cümlelerine geleceğim ama önce filmi…
Yıllarca denizlerde dolaştım. Çeşitli balıklar tuttum. Kıyılarda midye çorbaları pişirdik, yaktığımız ateşlerde balıklar kızarttık. Şiirlerimden çıkmaz oldu deniz, her gün kurup kurup bozduğum efsanesiyle…
