Share This Article
Podcast serisinin bu bölümde, geçen yılın sonlarında çok da bilgi içermeyen haberlerden gözümüze çarpan, Yenikapı’da yapılması planlanan Kruvaziyer limanı projesinikonuştuk. Haberlere göre, 940 milyon 550 bin TL harcanacağı belirtilen proje, YAP-İŞLET-DEVRET modeliyle ihale edilecek. Proje kapsamında inşaat çalışmalarının 24 ayda tamamlanması planlanıyor. Projeye ilişkin, 14 Ocak’ta yapılacak ÇED toplantısı öncesi konuğumuz Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi ÇED Danışma Kurulu sekreteri Yük. Mim. Müh. Mücella Yapıcı…
‘Bunun adı kültür hainliğidir, İstanbul hainliğidir’
Yenikapı’da yapılması planlanan Kruvaziyer Limanı projesi ile ilgili detaylara ne kadar hakimiz? Bunu sizden dinleyelim.
Aslında gerçekten çok hakim değiliz. Çok fazla konuşulmadı. Özellikle, bizim öğrenmemiz çok garip bir şekilde oldu. Biliyorsunuz, İstanbul’da çok önemli bir alan Tarihi Yarımada. Buranın sadece İstanbul ya da Türkiye için önemi yok. Bir de evrensel kültür mirası özelliği bulunuyor. Onun için Tarihi Yarımada’nın evrensel kültür mirası olan alanlarında sadece bizim kurullarımız değil, UNESCO‘nun Dünya Miras Komitesi, Türkiye’nin ICOMOS Milli Miras Komitesi de bu alanla ilgili. Bu koruma alanlarında dünyaca kabul edilen bir takım kriterler var. Özellikle, evrensel kültürel mirasa etkisi olan hiçbir projenin yapılmaması gereken alanlar buralar. Bu noktada, dünyada da yapılan bir uygulama var; İstanbul Tarihi Alanlar Alan Yönetimi… Hâlâ bizim hukukumuzda tam yerine oturmasa da işte, UNESCO‘ya devlet adına raporlar hazırlamakla yükümlü bir danışma kurulu bu.

Geçenlerde son danışma kurulu yapıldı. O nedenle biz hani görüş hazırlamak için çalışırken, UNESCO Dünya Miras Komitesi‘nin Türkiye hükümetine yazdığı birtakım raporlar var. Bu işte iki senede bir yapılıyor. Birtakım komisyonlar ve komiteler toplanıyor. İşte ona baktığınızda bir maddesi demek ki bu UNESCO‘ya gitmiş; yani Dünya Miras Komitesi bunu konuşmuş. Yenikapı Cruise Limanı’ndan bahsediliyor. Orada bir basketbol kompleksi yapılmış. Yine aynı Tarihi Yarımada’nın ilerisinde Zeytinburnu’dan daha ötede bir Cruise limandan bahsediliyor. İşte tabii ki burada, Süleymaniye, Ayasofya yine bir şeyler var… Oradan konuya vakıf olduk. “Bu ne demek yani?” diye…
Şunu hatırlatmakla başlayalım isterseniz. Yenikapı ve Maltepe dolgu alanları İstanbul’da yapılan en büyük kent suçlarından iki tanesi. Yani, denizin doldurulması, hem ekolojinin, hem deniz ekolojisinin alt üst edilerek doldurulması ciddi davalara ve eleştirilere söz konusu olmuştu. Bunun bir siyasi yanı da var. 2013 yılında bunlar başladı ve o sırada hatırlıyorsunuz, Taksim Meydanı’nın kapatılması, Gezi Direnişi filan sırasında hiçbir zaman aslına (gelen bu iktidar Taksim Meydanı tekrar 1 Mayıs’lara açmasıyla tanınan bir iktidar) bir noktadan sonra Taksim Meydanı bir meydan olarak yasaklandı.
Sonrasında, meydan olarak Yenikapı dolgu alanı ve Maltepe dolgu alanı gösterildi. Maltepe dolgu alanını bir kenara bırakalım. Orada da çok büyük tehdit var şu anda. Yani deprem bekleyen bir kentte, hiçbir dolgu tekniğine uymayarak yapılmış bir dolgu alanı orası. Yenikapı’da da aynı durum var…
Yenikapı, Tarihi Yarımada’nın yani dünyanın da gözünün önünde olduğu ve takip edilen bir evrensel kültür mirası alanı. Coğrafyasını bozan, yani baktığınızda orada bir ur gibi görünen, çok sağlıksız bir dolgu alanı var. Bizim depremle bir randevumuz olmadığına göre bugün, yarın, öbür gün diye… Her an olabilecek bir depremi bekliyoruz, inanın burası en tehlikeli alan.
1999 depreminde yaşayanlar varsa bilirler; polis zoruyla deprem zamanı insanlar o dolgulardan geri çekildi. Ama şimdi biz hem Maltepe’de hem de Yenikapı’da orada büyük kitlelerin, milyonların toplandığı şeyler yapıyoruz. Hatta ve hatta orada inşaatlar da yapılıyor.
Şimdi o dönem bu şeylerin yapılış biçimini size anlatmak istersem, 2013-14’lerde bir kentsel dönüşüm furyası da vardı. Şimdi burada en büyük problem, bu inşaat atıklarının döküleceği yer meselesiydi. Bu maliyetli geldi. Ve o zamanlarda, Yenikapı Avrupa yakası için, Maltepe Anadolu yakası için hafriyat döküm alanı ilan edildi. Buradan sanıyorum milyarlarca paralar kazanan birtakım şeyler oldu. Şimdi daha oralara girmiyoruz. Gelen attı, giden attı! Bu atıklar elenmedi; altta kaya dolgu yok, hiçbir şey yok. O kadar kritik bir alan.
O dönemlerde de bir yandan da Galataport, Cruise limanı meseleleri konuşuluyordu. Biz bunu duyduk ve hatta şunu düşündük. Yani niyet okuma denilebilirdi o zaman için “Ya bunlar buraya yine bir liman mı, Cruise liman gibi bir şey yapacaklar herhalde” demiştik. Çünkü, Cruise limanlarda mesele şu: Geminin gelmesi filan değil; mesele Türk imar yasasına (büyük bir yolsuzluk, hukuksuzluk, hadsizlik diyeceğim) ilave edilmiş Cruise liman maddesidir. Yani siz herhangi bir sahile Cruise liman dediğiniz zaman, bizim kıyı kanunumuzda biliyorsunuz, kıyıda yapılacak şeyler bellidir. Ancak bir liman yapacaksanız, o limanın kendi teknik tesislerine dair şeyler yapabiliriz. Ama Cruise limanı olduğu zaman, istediğinizi yapınız! Buyurun Galataport… Ticaret, hastane, otel, konut ne yaparsanız yapın…
Şimdi bu Cruise liman maddesine göre mesele Cruise değil. Çünkü Cruise olsa mesele, kentin uygun bir yerine dünyadaki diğer örnekleri gibi bir yer yaparsınız. Ama bizdeki Cruise limanları, gözümüz gibi bakmamız gereken hem doğal, hem ekolojik, hem de kültürel olarak (mesela Galataport’un yeri de öyledir; boğazın girişi işte… Tarihi Yarımada kamuya açık bir alan ya da Karaköy meydanı gibi denize açık, o caminin meydanını “yüzer gökdelenlerle” kapatırsınız. Asıl mesele arkada kullandığınız o ticari alanlardır) Yenikapı’daki o korkunç şeye söz bulamıyorum: Kambur demek istemiyorum. Yani bir coğrafyaya nasıl böyle müdahale edilir, nasıl bu kadar bozulur?
Öyle bir alanın yanına bir de Cruise liman yapılıp, orayı da doldurarak, birtakım inşaatlar yaparak Cruise gemilerini yanaştırmak… Tarihi Yarımada, evrensel kültürün var olduğu bir yer. Bir düşünün bu olamaz! Bu akıl alır gibi değil… Büyük bir tesadüfen bunu araştırmaya başladık ve sonunda şöyle bir şey Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın, “e-ÇED” diye bir linki var; bizim bilgilenmemiz, direkt Çevre ve Şehircilik Bakanlığı üzerinden oldu. Oraya girdiğinizde, Cruise liman yatırımı için projeler hazırlanmış. Henüz plan ortada yok. Fakat plan, ÇED raporunun içine saklanmış.
Bir ÇED raporu hazırlanmış Dolfen diye bir firma tarafından… Bu zaten meşhur bir firma, bunları yapıyor Ankara’da. Şimdi ÇED raporu hazırlanmış. Sanıyorum nihai ÇED raporu hazırlanacak. O da bu ayın Ocak ayının 14’ündeymiş…
Bu gerçekten bütün kent halkını ilgilendiren, sadece kent halkını değil evrensel olarak da herkesi ilgilendiren bir konu… Düşünün, Dünya Miras Komitesi uyarıyor ve işte ICOMOS var, bizim kendi kurumlarımız var. Bu bu konuda çok geç olmadan gerçekten kamuoyunun ve bütün ilgililerin gerekli şeyi göstermesi lazım.
Bir şey daha söylemek istiyorum. Çok acınacak bir şeydir bu; özellikle Yenikapı dolgusu sırasında (tabii ki biz Mimarlar Odası olarak davalarımızı açmıştık) en acınası şey kurullara başvurduğumuzda aldığımız cevaptı: “Kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında olduğu için 2863 sayılı yasayla ilgisi yok” dediler. Yani Tarihi Yarıma… Şimdi böyle bir şey olur mu? Bakın normal olarak, bir kültür varlığını ki bu evrensel değeri olan yani altını çize çize söylüyorum. Tarihi Yarımada bir yere dolgu yaptınız, işte “silüet etkilenmiyor” dendi. Peki, şimdi siz buraya bu binaları yapacaksınız ve Galataport‘da gördüğümüz gibi “yüzer göktelenler”i getirip buraya yanaştıracaksınız. Ondan sonra bir de bunların trafik yükü var.
Bilen biliyordur İstanbul’u… Avrasya tünelini de hukuksuzca geldiniz. Tarihi Yarımada’nın dibine daldınız. Avrasya tünelinin bütün zehirli atıklarını, egzoz atıklarını Tarihi Yarımada üzerine saldınız. Orada zaten inanılmaz bir trafik ve hava kirliliği oluşturdunuz. Şimdi o yetmiyormuş gibi hemen oraya bir de Cruise limanı düşünüyorsunuz. Bunun adı kültür hainliğidir, İstanbul hainliğidir. Şimdi işin kötü tarafı da insanların hukuka da güveni kalmadı. Ama umarım bu kadar önemli bir olayda, bu son derece rahatsız edici bir girişimden umarım vazgeçerler.
Bölümün devamını Spotify ve YouTube kanalları üzerinden dinleyebilirsiniz.
