‘Budalaca saldırılarının ardından Yılmaz Güney adına ‘cevap vermeye’ kalkışan yandaşlarının tavrı da Güney sinemasının ima ettiklerinden o kadar uzakta ki, onun işlediği cinayetten, hatta ‘politik’ sloganlarından ‘ayrı’, salt sineması açısından değerlendirmek gerektiğini söyleyip duruyorlar. Oysa Yılmaz Güney sinematografisi, ta başlarından itibaren bir ‘toplumsal tip’, bir ‘yaşam biçim’ ve bunların sinema dilinde beliriş biçimine dair bir…
Türkiye gibi kırık dökük bir demokrasiye sahip bir ülkede medyatik denetim toplumu bilgi alışverişlerinde son derecede tehlikeli bir eşitsizliği kurumsallaştırabilir.
