Theodora ve Ali’nin gölgesinde yıllara meydan okuyan bir aşk hikâyesi: Samatya

Share This Article
Opera sanatçısı ve yazar Niyazi Ölmez‘in hikayesini Kaan Elbingil ile kaleme aldığı Samatya konseri, Marmara Üniversitesi Göztepe Kampüsü Dr. İ. Üzümcü Konser Salonu‘nda gerçekleşen ilk gösteriminin ardından Galat Rum Okulu’nda da sahne aldı. Soprano Maria Kiorpelidou ile bariton Niyazi Ölmez’e piyano ile Efe Gerdanoğlu’nun, keman ile Elif Eglar Kutlu‘nun, viyolada Ayça Köke‘nin, viyolonsel ile Sana Beidaghi‘nin, kontrbas ile Aycan Beşikçi‘nin, percüsyon ile Hakan Çetinkaya‘nın eşlik ettiği konse 1950’li yıllarda yaşanan ve yarım kalan bir aş hikayesini konu alıyor.
Samatya’da birbirine aşık olan Rum Theodora ile Türk Ali’nin dönemin politik gerginlikleri nedeniyle yollarının ayrı düşmesi, bu buruk aşkın iki farklı ülkede ve iki farklı kültürde birbirlerine bağlı kalmayı başarabilmesinin hikayesini sahneye taşıyan konserde Samatya, seneler sonra mutlu sona kavuşan bu hikayenin birleştirici gücü pozisyonunda. Niyazi Ölmez, Kaan Elbingil ve Maria Kiorpelidou bu hikayenin ortaya çıkışını anlattı. Öznel Akdik İşli‘ye hem söyleşi boyunca Maria Hanım’ın tercümanlığını yaptığı hem de söyleşiye katkıları için teşekkür ederiz.
İlk olarak konserin hikayesinden başlayalım… Sesler Hazinesi Orkestrası’nın Samatya konseri bir hikayesi olan ve bütün konseri bu hikayenin etrafında ilerleten bir konser. Şarkılar hikayeye göre şekilleniyor ve ortaya pek de alışık olmadığımız bir form çıkıyor. Bu konser bize ne anlatıyor?
Niyazi Ölmez: Bu konserin hikayesi gerçek bir hikaye. Şöyle ki, ben 1955 doğumluyum. Ben 6 aylıkken Samatya’da babam bir ev almış, oraya yerleşmişiz. Biz o apartmana taşınmadan 6 ay önce aynı apartmanda Theodora diye birisi oturuyormuş ailesiyle birlikte. Theodora’nın o mahallede çalışan ve benim dayım olan Hulusi Ali ile bir arkadaşlığı varmış. Bunu bana sonradan anlattılar. Beni çok etkilemişti bu hikaye ve ben bunu iskelet yaparak bir şey yazmıştım.
Ama konserde şarkıları beraber söylediğimiz Maria’yı tanıdıktan sonra boş bu hikaye daha anlamlı oldu. Ben hep gerçek bir hikayenin izini sürerek gitmek istemiştim Maria da bu gerçeklerin içinde olan birisiydi. Bunun çok güzel bir kast olacağını düşündüm. Hikaye aslında onu tanıyınca şekillendi. Fikir olarak fikir olarak vardı ama hikayeyi bu formuna getiren de yazarımız Kaan Elbingil. Biz bu fikirle bu hikayeyle çok benzer bir temada Aşk Sınır Tanımaz adında birkaç küçük konser yapmıştık ama Kaan’ın devreye girmesiyle iş değişti.

Kaan Elbingil: Aslında şöyle itiraf etmem gerek, burada hikaye benim hayatımın hikayesi olmadığı için ilk başta o parçaları birleştirmekte biraz zorlandım. Çünkü beni etkileyecek bir şeye ihtiyacım vardı. Ben kendi kitaplarımı yazarken ya da bir oyun yazarken hep kendimin etkilendiği bir hikayenin peşinden giderdim. Şimdi diyorum ki Niyaziağabey iyi ki ısrar etmiş bu hikayeyi yazmam için.
Niyazi ağabey bana bu hikayeden bahsedince hemen araştırma yapmaya başladımç 1950’ler, dönemin politik sorunları, sosyal sorunları, bu iki halkların birbirine ne kadar benzediği gibi şeyler biriktikçe bu hikaye beni etkilemeye başladı. Bilgisayarın başına oturdum ve çok yoğun bir şekilde ama çok kısa bir sürede o metni yazdım. Her şey birbirinin arkasına denk geldi ve metin kendiliğinden oluştu.
Metni bitirince bu sefer Niyazi ağabey sağ olsun, “Bu hikayeyi bir de konserde anlatacaksınız, Öznel (Akdik İşli) ile birlikte anlatıcı olarak da konserde olacaksınız” dedi. Kısa sürede hikayeyi sahiplendim ve çok keyif aldım. Hayal gücümü büyüten, dimağmı açan bir birliktelik oldu bu. Tabii Maria’nın varlığı bizim için çok değerliydi.
Şu an Galata Rum Okulu’ndayız. Burada bu gösteriyi yapmamızın da apayrı bir önemi var. Buradaki insanlar Rum ağırlıklı izleyiciler. E tabii onların da öznesi olan bir hikayenin içinde olduğumuz için bu da bambaşka bir atmosfer yaşamamıza olanak tanıdı. Sahnede metni canlandırırken hep o etkinin eşliğinde canlandırdık .
Konserde müziklerin düzenlenmesiyle Elif Eglar Kutlu ilgilendi. Peki Elif Hanım müzikleri hazırlarken hikayeyi yazmış mıydınız, yoksa hikayenin yazılması müziklerin düzenlenmesiyle eş zamanlı mı oldu?
Kaan Elbingil: Şarkılar ve metin eş zamanlı ortaya çıktı. Aslında burada Niyazi ağabey Sesler Hazinesi’nin kurucusu ve bu orkestrayı da yaşatan, devam ettiren kişi. Niyazi ağabey her an her yerde, her şeye yetebilen biri. Mesela burada konser vereceğiz, buranın koltuklarının hazorlanmasından orkestranın kurulumuna kadar her şey ondadır. Hem sesi idare eder hem bizim Elif’e aramızdakİ köprü olur.
Elif (Eglar Kutlu) besteler üzerine çalışmaya başlayınca ben de yazmaya başladım. Bazen yazdığım bölümlerin besteleri bana geldi ve bestenin bende bıraktığı hisle bazı yerleri değiştirdim. Bazı yerleri ekledim ya da attım veya cuk oturdu dedim. Paralel gitti diyebiliriz.
Hikayede Theodora ile Ali’nin kızı Maria ortaya çıkınca hep ‘o Maria sahnede şarkılar söyleyen Maria mı acaba’ diye bekledik… Olur mu olur! Hikayenin başlangıcı gerçek bir hikayeden besleniyor demiştiniz. Siz konsere konu olan hikayedeki Maria ile tanıştınız mı, görüştünüz mü hiç?
Niyazi Ölmez: Hayır, yani şöyle. Dayımın Theodora adında bir kadınla aşk yaşadığı ve onun peşinden Selanik’e gittiği doğru. Fakat sonrasında ne olduğunu bilmiyorum. Hikayenin orijinalinde dayım Theodora ile bir daha görüşebildi mi bilmiyoruz. Mektuplar doğru, Theodora ve Ali arasındaki mektuplaşma yaşanmış mesela. Dayım galiba sonrasında kanser oldu. Bizim de ailece ilerleyen zamanlarda dayımla aramız açıldı ve hikayenin nasıl devam ettiğini bilemedim. Hatta bu hikayeyi anlatmaya karar verdiğimde onlardan bazı fotoğraflar istemiştim dayımla ilgili hatta mektupları da istemiştim fakat göndermediler. Belki de attılar… Hatta babam daha onra evi satmış, tapuda bir şeyler bulabilir miyim diye bile araştırdım. Ev duruyor. Biz dün, ekip olarak Samatya’ya gittik, arkadaşlara evi gösterdim hatta.
Ben bu hikayenin başlangıcından beslenip ona kurgusal bir kader belirledim. Yani Selanik’e gittikten sonra yaşananlar ve oradaki kavuşmanın ardından Samatya’ya geri dönüş kurgu diyemeyiz, hikayeye dair tahminlerim bu. Ama son sahne, dönünce yeniden bu sefer evlenmeleri benim bu hikayeye yazmak istediğim sondu. Bu kısımlar bizim hikayeyi geliştirdiğimiz kurgusal detaylar. Herhalde bunca şeyden sonra böyle olmuştur dedim, böyle olmasını ümit ettim. Bunu hak ediyor çünkü.
Kaan Elbingil: Hikayeyi yapay zeka yardımıyla oluşturduğumuz fotoğrafla beslemeye çalıştık. Konser esnasında arkadaya yansıttığımız fotoğraflarla dinleyiciye sadece atmosferle ilgili bir şema çizip onların hayal gücünde hikayeyi yaşatmaya çalıştık. Ve tabii bu evlilik bizim umut ettiğimiz mutlu son…
Niyazi Ölmez: Bu evlilikler mümkün çünkü çok fazla da olmuş. Böyle aşklar var, yaşanmış. Pek çoğuna şahit de olduk. Örneğin, 6-7 Eylül olayları hikayede bayağı belirgin bir etkiye sahip ama biz orada da bunu politikleştirmemeye aşkın büyüklüğüne dikkat çekmeye çalıştık.
Peki Maria Kiorpelidou bu hikayeye nasıl dahil oldu? Nasıl tanıştınız?
Niyazi Ölmez: Ben 2015 yılında Yunanistan’a bir konsere gitmiştim. Kılkış şehrine. Orada başka bir Yunan arkadaşımla tanıştın. Türkçe biliyordu. Buradan gitmiş mübadele sonucu. O bana çok aydınlatıcı bilgiler verdi. Ben biraz araştırmacı davranırım. Benim de kitaplarım var ama Kaan gibi edebi değil benim kitaplarım, ben araştırdığım konuları yazıyorum. Hikaye yazmak çok farklı bir şey.
Rulo diye bir arkadaşımdı, o bana onun babaannesinin yaşadıklarını anlattı mücadele sırasında. Aşk Sınır Tanımaz konseri onun üzerine çıktı. O konserde de yine Öznel (Akdik İşli) vardı o zaman anlatıcımızdı. Öznel hem Yunanca biliyor hem Türkçe biliyor. O destek oldu ama Maria ile orada tanışmadım. Maria’nın kızı İstanbul’a, Erasmus programıyla bir üniversiteye gelmişti. Rulo arkadaşım söyledi bana, “Bir şarkıcıyı kadın var. Aslında kendisi Ziraat ile ilgileniyor. Yani uzman o konuda. Konser için onunla ilgilenir misin?” dedi. Ben de tabii ilgilenirim dedim ama Yunanca bilmiyorum. En yakın dostum Öznel biliyor, ona gidelim dedim. Öznel zaten Yunan kültürüne meraklıdır, birlikte gittik.
Yunanistan’da bir otelde buluştuk Maria Tanıştık. Ben opera sanatçısı olduğumu söyledim, Maria da şarkı söylediğini anlattı. Hatta birkaç videosunu gösterdi bana, benim hoşuma gitti. Kast olarak da çok uygun bir yapısı var. Biraz araştırdım, Maria bayağı şarkı söylüyor. Ben de hemen Samatya’dan bahsettim. Maria ile öyle tanıştık sonra dost olduk. Ve işler buraya geldi.
Biraz da Maria Hanım’dan dinleyelim. Suyun öte tarafına bir konser için geçmek nasıl hissettiriyor size? Müzik için bu yolu gelmek nasıl bir şey sizin için?
Maria Kiorpelidou: Daha da sık gelmek isterim! Evimde gibi hissediyorum kendimi. Burada kız kardeşlerim ve erkek kardeşlerim var artık. istanbul’u çok seviyorum. Eşimin ailesi Gümüşhane tarafından gelmiş Yunanistan’a. Benim ailem Trabzon ve Yozgat tarafından gelmiş. Benim ailemin büyükleri zaten Türkiye’den geldiği için burada olmak buraya gelmek bana zor gelmiyor. Buraya geldiğimde çok mutlu oluyorum. Konser dışında da ben gelmeyi çok seviyorum buraya. Türkiye benim için çok mutluluk veren bir yer. Zaten köklerim buradan gelmiş.
Samatya konseriyle ilgili konuşalım biraz da. Nasıl geçti bu süreç, ekine dahil olmak ve bu konserlere başka bir ülkeden hazırlanmaya çalışmak?
Maria Kiorpelidou: İnternet sayesinde her şey çok kolay! Sık sık internet üzerinden bulup konuştuk. Niyazi bana konuyu anlattıkça ben konuya uygun şarkılar bulmaya çalıştım. Öznel de bana çok yardım etti. Çoğunlukla online buluşmalar yaptık ve eksiklerimizi orada gidermeye çalıştık. Buraya geldikten sonra da zaten bir ya da iki kez prova yapabiliyoruz. Konsere 2 prova ile çıktım!
Hikayeye uygun kaliteli şarkılar bulmaya çalıştık ve yaptık. Bana bu konserde ve bu güzel orkestrayla, kardeş gibi gördüğüm insanlarla bir rol almak, bir bunun parçası olmak fırsatını verildiği için çok mutluyum. Umarım ortaya çıkan şey bizi mutlu ettiği kadar sizi de mutlu etmiştir.
Niyazi Ölmez: Burada bir parantez açmak gerekir. Hikayeye eşlik eden şarkılarımız anonim şarkılar. Hikaye ile uyumlu olanları gerek Maria gerek biz araştırdık ve gün yüzüne çıkardık. Sonra kompozitörümüz Elif Eglar Kutlu bu şarkılar üzerinde kendi düzenlemelerini yaptı ve bu hale soktu. Yunanca şarkılar anonimdi, şarkıların 5-6 tanesi sıfırdan yazıldı. Kalan 10 şarkı sanırım kompozitörümüzün çalışmalarıyla anonim şarkılar üzerinden hazırlandı.

Maria Kiorpelidou: Ama önemli olan, bütün bu şarkılar o döneme ait şarkılar. Yunanca şarkıların hiçbiri yeni şarkı değil, eski şarkılar. Zaten çoğuna salondaki Yunan arkadaşlar da katıldılar, söylediler. Bilinen ve klasik olmuş şarkılar.
Niyazi Ölmez: Ben çok mutluyum yaptığımız iş nedeniyle. Burada bu arkadaşlarımla çalışmış olmak… Samatya çok fazla insanı etkiledi. Öznel’in çok emeği var bu işte. Hepimizden çok çalıştı belki de çünkü Maria ile diyaloğumuzu tamamıyla Öznel sağladı. Sponsorluk çalışmalarımızla ilgilendi. Hep birlikte iyi bir takım çalışması yaptık. Dördümüzün dışında bir de Elif var, şimdi burada değil, Elif Eglar Kutlu. Bu 5 kişinin emeği sayesinde oldu.
Maria Kiorpelidou: Ben ayrıca şunu söylemek istiyorum, bu konser sayesinde hayatımda önemli bir yer kaplayan insanlarla tanıştım. Yani konserden daha çok bu bu insanların hayatımda olması beni mutlu ediyor. Hepsini ailemin bir parçası gibi kabul ediyorum.
Öznel Akdik İşli: Asıl Maria bizim için öyle oldu. Hepimizin kardeşi gibi, iki ay görmesek özlüyoruz onu!
Samatya hikayeli konseri, önümüzdeki günlerde bir müzikal gösteri olarak farklı bir formda seyirciyle buluşmaya hazırlanıyor. Theodora ve Ali’nin aşk hikayesi İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları oyuncusu ve yönetmeni Özgür Kaymaz’ın yönetiminde müzikal olarak sahneye çıkacak. Konserin müzikal formunda oyuncu Ebru Aykaç da yer alacak.

